OKAN CAN YANTIR OKAN CAN YANTIR

Tanjevıc bu ülkenin Rocky Balboa'sıdır

Bir dönem, ringlerde fırtına gibi eserdi. Karşısına çıkacak rakiplerin, galibiyet şansı olup olmadığı değil, onun karşısında kaç raunt dayanabilecekleriydi, asıl mesele. Çıkıyor ve kazanıyordu… Derken yaşlanmaya, formdan düşmeye başladı. Bir dönem kralı olduğu ringlerde artık başkaları bayrak dalgalandırıyordu. Sessizce köşesine çekildi. Sonra bir gün, karşısına bir genç çıktı. Başkalarını yenmek kesmiyordu onu. O, ringi efsane şampiyona dar etmek istiyordu. Üstelik, onu tuzağına çekebilmek için en yakın arkadaşını da ringde öldürmüştü. Efsane saklandığı yerden çıktı. Vücudu bu meydan okumaya imkan tanımıyordu belki ama son bir gayretle hazırlanmaya başladı. Bir kez daha, üstelik son kez çıkmalı ringe ve neden efsane olduğunu göstermeliydi. Öyle de yaptı… Rakibi herkese korku salmıştı. Bir kere yakaladı mı bırakmıyordu. Üstelik en yakın arkadaşını da koparmıştı bu dünyadan. Herkes, onu da aynı sonun beklediğini düşünüyordu; ama kimse bunu dile getiremiyordu. Efsaneye saygı, dillere kilit vurmuştu. Karşılaşma, tahmin edilen gibi başlamıştı; efsane, darbe üstüne darbe alıyordu. Seyircilerin yüzlerine, iç dağlayan bir acı ifadesi oturmuştu. Acıyorlardı; efsanenin böyle zor duruma düşmüş olması, kalplerini yaralıyordu. Ama şaşkın değillerdi; bir bakıma, beklenen bir sondu bu.

HAYAT BİR FİLM ŞERİDİ
Aldığı sert bir bir darbeyle yere çöktü. Bir dizi yerde, yüzünü eliyle kapamıştı. Hakem saymaya başladığında, hayatı gözlerinin önünden, film şeridi gibi geçmeye başladı; bugüne kadar başardıkları, ondan ilham alıp bu spora başlayanlar, alkışlar… Son bir kez doğruldu yerinden. Efsaneydi ve efsane gibi bitirmeliydi. Son yumruklarını, kariyerini kurtarmak için attı. Onu ringden sağ çıkarmayacağına inanılan rakibini, ayaklarının dibine serdi. Efsane olarak gelmişti ve herşeye rağmen, efsane olarak inmişti o ringden… Bogdan Tanjevic, tüm branşlar dikkate alındığında, belki de bu topraklara ayak basmış en kariyerli spor adamıdır. İkinci ligden aldığı takımı, dört sene içinde Yugoslavya ve Avrupa şampiyonu yapmasıyla duyurmuştur adını. İtalya'da kazandığı başarılar, ismini daha da büyütmüştür. Bizim topraklara, büyük beklentilerle ayak basmış olmasının sebebi de budur. Ama çok eleştirilmiştir burada. Evet, onun kariyerindeki bir hocanın yarattığı beklentiler, bu güne kadar pek karşılanamamıştır. Sporun ruhu, basit sayılara indiregenecekse; evet, istediğimiz ve beklediğimiz başarılar bir türlü gelmemiştir. Peki, istek ve beklenti endeksi sapmalara fevkalâde müsait bir millet olarak, Bogdan Tanjevic'e yeterince saygı duyduk mu? Çünkü herşeyi bir kenara bıraktık; oyuncu seçimlerini, saha kenarındaki hareketlerini, medyayla ilişkilerini, saçını, başını… Bu memlekette spor konusunda ne kadar tartışma başlığı varsa, hepsine dahil ettik kendisini. Saha kenarında bir deliydi. Ama eleştirileri, tüm efendiliğiyle gögüsledi. Çünkü saha dışında, gerçek bir edebiyat adamı çıkıyordu ortaya. Yıllarca eğitimini aldığı, en büyük tutkusu olan edebiyat, onu saha dışının akil adamı yapıyordu. Bogdan Tanjevic son birkaç aydır, kolon kanseriyle mücadele ediyor. Ciddi bir operasyon geçirdi ve tedavisinin başarıyla tamamlanması için kemotarapi sürecine geçildi. Doktorların tüm itirazlarına rağmen, Dünya Basketbol Şampiyonası'nda takımının başında olmak istedi. Bu yüzden, önerilen tedaviyi de aksattı. Canı pahasına, takımının başında olmak istedi. Çünkü o bir efsaneydi; sahneden, sessiz sedasız çekilemezdi. Onun bu azmi, sahadaki 12 öğrencisine de yansıdı.

DESTANSI BİR MÜCADELE
Eğer takım, kazanmayı garantilediğimiz maçların son saniyesinde bile rakiplerine sahayı dar ediyorsa, bunda Bogdan Tanjevic'in, kansere karşı verdiği destansı mücadelenin payı büyüktür. 12 Dev Adam, bu turnuvada ilk kez saha kenarına bakmış ve orada, şartlar ne olursa olsun, savaşmak gerektiğine inanan bir adam görmüştür. Her zaman yerinde duramayan adam, bu sefer, sessiz sessiz oturmaktadır. Ama o savaşın izleri, gözlerinden okunmaktadır. Taktikler, stratejiler, rakipler… Hepsi bir kenara; bu turnuvanın basketbol açısından yazılacak en büyük hikayesi, Bogdan Tanjevic'in kendisidir. Rocky Balboa, ayaklarının dibine serilen Ivan Drago'ya son kez bakmış ve iki yumruğunu havaya kaldırmıştı. Benim bu şampiyonada görmek istediğim son kare; öğrencilerinin omuzunda, iki yumruğunu havaya kaldırmış Bogdan Tanjevic'tir. Bir efsaneye, böyle bırakmak yakışır çünkü…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.