OKAN CAN YANTIR OKAN CAN YANTIR

Hıncal Abi'nin Erkekçe'si

Geçen gün, kendimi 'zapping'in dayanılmaz hafifliğine bırakmışken, Hıncal Uluç'un Bloomberg HT'de katıldığı bir sohbet programına rastladım. Hıncal Abi'nin gazetecilik kariyeri temelinde ilerleyen sohbetin en harlı yerinde, konu Erkekçe'ye geldi. Erkekçe, bu ülkede dergiciliğin standartlarını değiştirmiş bir markadır. Bütün pazarlama kitapları, tüketim kararlarının kadınlar tarafından yönlendirildiğinin altını çizer. Erkek yalnızsa, kendini kadına beğendirmek için harcama yapar; bir ilişkisi varsa, bu sefer de son noktada eşinden onay alarak… Bu yüzden erkeklere hitap eden ürünler, pazarlama açısından her zaman risklidir. Erkek dergisi yapmak da risklidir. Ama bütün bu risklere rağmen Erkekçe öyle tirajlara ulaşmıştır ki bu sayıyı, "bugün piyasada satılan tüm dergilerin toplamına yakın" olarak ifade etmek mümkündür.

İYİ OLANI BULURLAR
Hıncal Abi'nin, derginin başına geçiş hikayesini anlatırken sarf ettiği şu sözler dikkatimi fazlasıyla çekti: "Derginin başına geçmem için beni Ercan Arıklı ile görüştürmek istemişlerdi ama ben kabul etmemiştim. Sebebini soranlara da 'Bu dergiyi Türkiye'de en iyi yapacak olan benim; onların beni bulması lazım' demiştim. Sonra kader bizi bir şekilde bir araya getirdi ve müthiş bir ekiple, inanılmaz işlere imza attık." Özgüvenli bir ekipten, çok başarılı bir iş çıkmıştı. Tamam, Türk erkeğinin cinsel iştahını doyuracak çok fazla bir mecra yoktu. Tamam, koskoca Yeşilçam bile erotizm rüzgarına karşı koyamamıştı; her sokak arasında "üç film birden" sinemaları türemişti. Bütün bu sebepler vardı ama Erkekçe'yi başarıya taşıyan bunların hiçbiri değildi. Erkekçe; dönemin en ünlü kadınlarıyla çekimler yapıyor, ünlü isimlerle flaş röportajlara imza atıyor ve çok ciddi dosya konuları hazırlıyordu. Sadece görsel bir şölen değildi anlayacağınız; ciddi bir yazı işleri başarısıydı. Kadrosunda da bugünün ünlü gazetecileri hatta gazete yöneticileri vardı. Playboy'un Amerika'da yaptığını, Erkekçe bu topraklarda başarmış; her anlamda dolu dolu bir dergi yaratılmıştı.

İNTERNET MERTLİĞİ BOZDU
2000'li yıllara kadar erkek dergiciliği, Erkekçe'nin o sihirli formülünü kullanarak yayımlandı bu ülkede. Her marka kendi genetik şifrelerine göre strateji belirledi ama hem görsel hem yazılı içerikle, erkek milletinin ilgisini çekmeye çalışmak, genel geçer kural oldu. Sonra birden İnternet girdi hayatımıza. Her türlü bilgiye kolayca ulaşılan bir dünyada, okuyucu talepleri de değişti. Artık bir 'tık'la istenilen bilgiye ulaşılabiliyor dünyanın öbür ucunda biri öksürse haberimiz oluyordu. Erkek dergiciliğinde, İngiltere kökenli yeni bir furya başladı. Alkol, futbol ve seks; erkek dergiciliğinin vazgeçilmez unsuru oldu. Günlerce okunan dergi yapma mantığı yerini, ufak ufak bilgilerle süslenmiş eğlencelik yayın mantığına bıraktı. Erkek dergileri, muhtemelen adı ilk kez duyulan ve sonrasında da duyulması için geçerli bir sebep olmayan kadın figürleriyle doldu. Eskinin flaş röportajları, yerini sayfa köşelerine atılan, "Türk erkeklerini çok çekici buluyorum, yemeklerinizi çok seviyorum" yalan spotlarıyla dolmaya başladı. Plajda nasıl kral olunacağı, bir bakışta kadının nasıl tavlanacağı anlatılmaya başlandı. Eskinin o müthiş profil yazılarının yerini, İnternet'ten toplanan bölük pörçük bilgilerin yamalanmış hali aldı. Erkek dergiciliği de gittikçe kan kaybetmeye başladı. Ama zaman, dönemin şehvetine kapılıp, kes-yapıştır yayıncılığı yapanları çok çabuk yıprattı. İnternet'te milyonlarcası bedava dolaşan görsellere ve konulara itibar etmemeye başladı okuyucu. Bunun yanında, kullanılan o didaktik dil, erkeği bir şey yapma uğraşı, ters tepti. Yolun sonuna gelinmişti.

YENİ BİR ŞEY YAPILMALIYDI
"Erkeğe akıl vermeyen, bizzat onunla beraber vakit geçiren bir arkadaş olacağız. Sevgilisinden ayrıldığında ona uzaktan akıl veren değil, bizzat elinden tutup kafaları çekmeye götüren adam olacağız. Siyasetten, ekonomiden, ilişkilerden, modadan, teknolojiden, futboldan, bakımdan, otomobilden, sağlıktan… Erkeğin ilgilendiği her konudan bahsedeceğiz; bakılan ama aynı zamanda okuması da zevk veren bir erkek dergisi yapacağız." Esquire'da yola böyle çıktık. Ve zamanla, erkek dergisine konuşmaz denilen isimleri konuşturduk, kapağımıza taşıdık; bakanlar, yazarlar, milletvekilleri, aktörler… Erkek milleti okumayı sevmez diyenlere inat, dosya konularımızla fark yarattık… Hem bakılan, hem okunan bir dergi olduk; fark yarattık. Hıncal Abi yıllar önce, "En iyisini ben yaparım" diyerek çıktığını söylemişti yola. Erkek dergiciliği çok değişti ama hâlâ en iyisini yapabileceğini düşünen gençler var. Tarih bir kez daha gösterdi ki, en iyisini yapacağını düşünenler, gün gelir mutlaka en iyisini yapar. Hıncal Abi'nin konuk olduğu program bittiğinde aklımdan aynen bunlar geçmişti; paylaşmak istedim...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları