OKAN CAN YANTIR

Yeteneğe ihanet etmek

Hafta sonu derbiyi yabancı bir gazeteci arkadaşımla izledim. Kendisi, dünyanın birçok yerinde, envai çeşit spor organizasyonunu takip etmiş; bu alanda ciddi birikimi olan bir adamdır.
İlk defa Fenerbahçe- Galatasaray maçına denk gelince de kaçırmak istemedi.
Son yılların en olaysız derbilerinden biriydi; üstelik futbolcular, tahmin edemeyeceğimiz kadar da sakindi. Yine de bu sükûnet arasında bir kişi, fazlasıyla dikkatini çekti arkadaşımın. "Uzun yıllardır takip ediyorum. Çok da yetenekli olduğunu düşünürüm. Ama o agresifliğini atamadı üzerinden." Emre Belözoğlu'ndan bahsediyordu.
Emre, bu ülkeye gelmiş en büyük yeteneklerden biri. Ama yeteneğinin onda biri kadar bir kariyer inşa edemedi kendine. Çünkü Allah vergisi yeteneğine ihanet etti hep; hatalarından ders almadı.
Devre arası olunca arkadaşıma, spor tarihinin belki de en önemli figürlerinden biri olan Ole Einar Bjorndalen'in hikayesini anlattım.

EFSANE DOĞULMAZ...
Bjorndalen, biatlon sporunda kazandığı başarılarla tarihe geçmiş bir sporcu. 37 yaşında ve hâlâ yarışıyor. Olimpiyatlarda 11, dünya şampiyonalarında 38 madalya almış bir isim; üstelik bunların çoğu da altın... Onu 'potansiyel' şampiyon olmaktan 'gerçek' şampiyonluğa taşıyan çok önemli bir süreç var. O sürecin kahramanı da Oyvind Hammer.
Bjorndalen 1998 yılında, kariyerinde ilk kez sezonu lider tamamladı. Bu başarısı üzerine, Oslo'da kendisiyle yapılan bir röportajda ağzından, "Artık dünya kimin en büyük olduğunu görmüştür" cümlesi çıktı ve haliyle manşete çekildi.
Ertesi gün gazeteyi okuyan babası, onu yanına çağırıp hayatının en önemli öğüdünü verdi: "Hayal ettiğin tüm başarıları kazanmış olabilirsin ama unutma; konuştuğun kadar değil, çalıştığın kadar büyürsün." Babası, Bjorndalen'i o gün Norveç'in en önemli kariyer danışmanlarından Oyvind Hammer'le tanıştırdı. İkili hemen çalışmaya başladı. Hammer'in, başarıya giden yolda kilit stratejileri vardı...
Hiçbir başarı, sürekli çalışma olmadan gelmez... Bjorndalen yılda sadece iki hafta tatil yapıyor. Üst üste üç günü antrenmansız geçirmiyor.

ÖNCE SAĞLIK GELİR
Efsane olmak için öncelikle sağlıklı olmak gerekir... Bjorndalen, sigara içilen ortamlara girmiyor. Her sabah bir bardak konyakla gargara yapıyor; olası mikropları temizlemek için. Zorlayıcı bir sebep yoksa, gece en geç 11'de yatakta oluyor.
İyi bir kariyer planı, ancak iyi bir hedef çizmekle mümkün olur... Bjorndalen kendisine, ülkesinin efsane isimlerinden Bjorn Dahlie'yi hedef olarak aldı. Her sabah, onun başardıklarının önüne geçebilme arzusuyla uyandı ve bunu başardı.
Fiziksel dayanıklılık bir artı; mental dayanıklılık ise olmazsa olmazdır... 2009 yılındaki dünya şampiyonasında altın madalya kazanan Bjorndalen, Rus rakibinin itirazı haklı sayılınca, bronzla yetinmek durumunda kaldı. Kameralarının karşısında geçti ve "Farkında olmadan kural dışı davranmışım. Rakibimi kutluyorum" dedi. Kariyerinin başında olsa orayı ayağa kaldırırdı ama yapmadı. İşte bunun için efsane olabildi.
Emre Belözoğlu'nda efsane olacak bir potansiyel vardı ama hiçbir zaman 'gerçek' efsane olamadı. Çünkü bütün yeteneklerine inat, doğru kariyer adımlarını atmadı. Gerekli desteği de almadı. Ve inatla her seferinde aynı sorunlu fotoğrafı vermeye devam etti.
Kısaca, Emre kendisine çok yazık etti...
BİZE ULAŞIN