ÖNCEL ÖZİÇER

Cem Yılmaz şimdi çok mutlu

Çoğu zaman eleştiriyorum ama bazen oğlan analarını az biraz anlayabiliyorum. Çünkü bugüne kadar çok sevdiğim erkek arkadaşlarımın sevgililerini beğenmişliğim, eleştirmemişliğim, burun kıvırmamışlığım pek yok gibi!
Kimseleri layık göremiyorum sevdiğim o adamlara...
İncinmesinler istiyorum, kalpleri kırılmasın, kullanılmasınlar!
Bir de erkek kısmı biraz saftır ya; içinde hainlik ve binbir dalavere barındıran bir kadın tarafından kandırılmaları çok ama çok kolay! İşte o tongaya düşmesinler, ziyan zebil olmasınlar istiyorum.
Ama şimdi burada kendime de haksızlık yapmayayım, hangi erkek arkadaşımın kız arkadaşına burun kıvırdıysam, "Amaan bula bula bunu mu buldun?" dediysem, o iş bir süre sonra gerçekten de patladı. Yine döndü dolaşıldı; benim dediğime gelindi, kız patates çıktı yani...

ATA-ÖZGE TENCERE KAPAK GİBİ
Bu koruma kollama içgüdüm sadece çok yakın arkadaşlarımda devreye girmiyor aslında. Uzaktan tanıdığım, çok samimi olmadığım hatta bazen hiç tanımadan uzaktan takip ettiğim ama nedense pek sevdiğim insanların da sevgili adaylarına burun kıvırdığım oluyor. "Oh be ne güzel, ikisi de birbirine pek yakışmış" dediğim çiftlerin sayısı o kadar az ki! Ata Demirer-Özge Borak çifti mesela. İki insan birbirine bu kadar mı yakışır, bu kadar mı iyi anlaşır? Bayıldım ben o ikiliye.
Bir kere, bir beraberlikte olması gereken en önemli şeyi onlar başarmış: Birlikte eğlenmek! Biz Ata'ya gülüyoruz, Ata da en çok Özge'ye.Tencere-kapak benzetmesi için gördüğüm en uygun çiftlerden biri...
Ve son günlerin en çok konuşulan çifti; Cem Yılmaz-
Ahu Yağtu Yılmaz çifti. Valla ne yalan söyleyeyim; önceki beraberliğinde "Vah vahhh! Yazık oluyor canım adama" demişliğim var.
Cem'in yanında soğuk çam çiçeği bir kadın görmek, sanki Cem çok yakınımmış hatta akrabammış gibi gücüme gidiyordu.
Acaba diyordum, adamı çok sevdiğim için mi beğenmiyorum yanındakini?
Alakası yokmuş!

AHU ÇOK İÇTEN VE SAMİMİ
Ahu'yu hem İzmir'den tanıyan arkadaşlarım, hem de İstanbul'dan gelen referanslar; kaynana misali içime su serpti.
Herkes'in söylediği; çok içten, çok samimi, çok aklı başında bir kız...
Ve Cem'le ortak arkadaşlarımızın hepsinin ağzından duyduğum bir şey daha var: "Karısına çok aşık, çok düşkün ve Cem ilk kez bu kadar mutlu!"
O zaman yuppiiii! "Bir güzeli, bir güzele vermezler" sözü her zaman doğru çıkmıyor demek ki.
Davulun dengi dengine vurduğu zamanlar da oluyor.
Önemli olan özellikle de bir yaşa geldikten sonra artık ne istediğini bilmek sanırım.
Ve gördüğüm kadarıyla da o istek genelde hep aynı oluyor; içtenlik, sıcaklık ve samimi duygular.
Bu nedenle yüzünde donuk maskeyle dolaşanlar da çok kolay taca çıkarılıyor.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN