ÖNCEL ÖZİÇER

Her kadın bir istifçidir

Her şey benim Twitter'a şöyle bir mesaj yazmamla başladı: "WhatsApp'a yeni mesaj geldiğinde ekran; en son kiminle mesajlaştıysanız o kişinin hesabına açılıyor ya, işte ben bazen yanlışlıkla oraya yazacağım diye çok korkuyorum."
Ben bunu yazınca Hande'den cevap geldi: "Sil o zaman o kişinin bütün mesajlarını!"
Ben de yanıtladım: "Silmeye kıyamıyorum, saklıyorum ama..."
Araya yazışmamızı gören Esen girdi: "Ben sana neler sakladığımı bi söylesem var ya...
Ki sana bile söylemem!"
Hande: "Ben sevgilimle tanıştığım gün yazdığım günlük sayfasını saklıyorum mesela!"
Ve sonra Ayşegül geldi, sohbet iyice derinleşti: "İçtiklerimizin kapaklarını saklamıştım ben, kızıp attım. Atarken kime ayıp ettim bilmem.
Kendime mi, ona mı?"
Hande: "Biliyorsun da, işte! Ne saklamak başkası için, ne de kızıp atmak..."
Ayşegül: "Pişmanım ama. Keşke atmasaydım.
Birini severken o da seni seviyor diye sevmiyorsun ki! Sevmese de saklasaydım..."
Esen: "Ben saklıyorum 20 yıl öncesini bile, onlar benim tarihim, başkasının değil..."
Ayşegül: "Evet, işte... Bunu kast ediyorum.
Sen seviyorsun. Sen biriktiriyorsun. Sen saklayacaksın.
Budur!"
Bu arada araya Koray girip dalgasını geçti tabii: "Aha! Dört tane 'Ne güzel günaydın yazmış di mi'ci toplanmış."
Bizden "Sen anlamazsın, sus bakalım" uyarısını alınca itiraf etti zaten: "Evet, anlamadığım yerden dertleniyorsunuz. Aklıma terk edilişlerimden biri üzerine yazdığım bir şeyi getirdiniz; 'Anladım' diyor yazı, ama bir halt anlamamışım."

ZIRDELİ ZANNEDERLER!
Gerçekten erkekler, kadınların onlardan kalan neleri sakladıklarını bir bilseler; değil anlamak, bildiğin hepimize zırdeli gözüyle bakarlar.
Ama elimizde değil.
Kendimden biliyorum ki her kadın bir istifçidir.
Bu arada bu muhabbet öyle genişledi ki, ortaya çok eğlenceli sonuçlar da çıktı.
Evren: "Bende ilk kaldığı gecenin ertesinde kahvaltı yaptık. Bir parça ekmeği bıraktı ve 'Bunu yemiyorum, bir daha geleyim diye' dedi.
O ekmek parçası hâlâ buzlukta sahibini bekliyor."
En büyük istifçi ise Gamze çıktı.
Bakın neleri neden saklamış: "Böcek!
Yanımdayken öldürmüştü. Bir başkasının lensi mesela. Karides var bir de üç yıllık.
Karidesin ismi Biber, böceğinki Nazm, lensin ismi yok.
Elinin kağıda çizilmiş hali, oyun hamuruyla yapılmış burnu, evinin telefon faturası filan gibi sıradanları yazmıyorum.
Bütün bunları saklamamın asıl sebebiyse; onlara baktıkça o günkü duygularımı hatırlamam.
Yoksa adamı unutamadığımdan değil.
Adamlar değil, duygular güzel. Ve sakladığın her parça aslında kendi duyguların."

SİZ ANLAMAZSINIZ BU İŞLERDEN
Bu arada bir başka acayip örnek de Ayşe çıktı! O bırakın kendisinin, sevgilisinin eski sevgilisinin evde bıraktığı çok özel bir eşyaya bile kıyamayıp saklamış: "Eski sevgilimin eski sevgilisi; zamanında ikisinin birlikte geçirdiği her anı kare kare çizmiş bir deftere. Çizgi roman yapmış. En özel anları bile çizmiş. Bir gün sevgilimin evinde tasfiye yaparken defteri bulduk. Aldı, baktı, çöpe attı.
Merak ettim, baktım; çok özel, çok tatlı bir şey.
Delicesine kıskandım ama atılmasına da kıyamadım.
Şimdi o defter bende. Saklıyorum."
Haa bu arada Burak gibi "Yastıkta bıraktığı başının çukurunu saklıyorum ben..." diyen karşı cinsler de oldu ama yemezler. Siz anlamazsınız bu işlerden. Bu yüzden böyle mevzular açıldığında hiç topa girmeyin derim ben.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN