TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
AYŞE ÖZYILMAZEL AYŞE ÖZYILMAZEL

Mustafa Erdoğan’ın tokadı

Dansçılıkta son nokta! Viskiyi alırsan tokadı yersin... 'Anadolu Ateşi' ve 'Troya'nın Genel Sanat Yönetmeni Mustafa Erdoğan geçen haftanın gündemine oturanlardandı. Sebep? Flaş flaş öğrendik ki; Mısır turnesi dönüşü havaalanındaki free shop'tan ucuz viskileri torbaya dolduran dansçısına, bir Osmanlı tokadı indirmiş Erdoğan... Havaalanı kamera kasetlerini ele geçiren magazinciler sağ olsun, olayı an be an öğrendik. Mısır'dan uçak İstanbul'a iner. Pasaport kontrolünden geçen dansçılar bavullarını almadan free shop'a koşarlar. Bir dansçı gider yüzyılın en talihsiz hareketini yapıp viskiler alır. Bavullarını bekleyen patron Mustafa Erdoğan içine doğmuş gibi dansçısının free shop torbalarına kontrol çeker.

ASKER GİBİ OLACAKSIN!
Aman da ne görsün! Viskiiii. Kaptığıyla torbaları kendi bavul arabasına atar. O da kesmez karşısına çıkan 'viskilerim nerdeee?' bakışlı dansçısının önce kafasını bastırır sonra tokadı patlatır: 'Ben sana demedim mi?' İyi mi? Şiddete karşı mıyız? Evet! Hocanın tokatladığı yerde gül açar mı? Hayır! Bu tokadı destekliyor muyuz? Tabii ki hayır! Ama insan düşünmeden de edemiyor doğrusu... Mustafa Erdoğan gerçekten çok zor bir iş yapıyor. O kadar dansçıyı orkestra şefi edasıyla ahenkle yönetebilmek kolay mıdır sizce? Değildir elbet. Dansçıları bir kilo alırsa Muzaffer Kuşhan'dan beter kesiliyor. Neden? Çünkü başarı disiplinden geçiyor. Disiplin hoca korkusundan ve işe saygıdan geçiyor. O viski alan dansçı belki arkadaşına, eşine, dostuna almıştı. Bilemeyiz... Mustafa Erdoğan belki defalarca ekibini 'içki' konusunda uyarmıştı, onu da bilemeyiz. Ama sanırım an itibariyle şunu bilebilir Mustafa Erdoğan'la çalışacaksan asker gibi olacaksın... Aslında Erdoğan'a sorulacak çok soru var, çok. Bakalım, sorarız en kısa zamanda.

Şallı kılçık ayıklattı, Bilgili bayıldı
Yazarınız Akaretler'den bildiriyor. "Hafta sonu İstanbul'un eğlence anlamında enn hareketli bölgesi neresiydi?" diye soracak olursanız, hadi sordunuz sayalım beni mi kıracaksınız; cevabım tek olurdu: Akaretler Sıraevler... Sıraevler'de bu hafta sonu iki hadise vardı. İlki Çapamarkagiller'in son bombası, eski Konyalı'nın yerine açılan Joke Perestroyka. N'oluyormuş bu Perestroyka'da? Eğlence ve yemek ihtilali oluyormuş. Eh bakalım bi... Amanın! İçerisi tıklım tıklım sanırsınız bütün İstanbul bu açılışı beklemiş. Teker teker gelseniz olmaz mı? Herkes dekorasyona takılmış "Aaa bahçedeki tankı gördün mü?", "Şu duvardaki at kafalarına baksana", "Barmenler eczacı olmuş, çok eğlenceliii"... Özetle, mimar Ali Türker ve Çapagiller harikalar yaratmış. İstanbul'un bu yaz en cool mekanı Perestroyka olur. Son kararım budur. Kimler var kocaman bahçede? Akaretler Sıraevler Projesi'nin Başkanı Serdar Bilgili ve Hüsnü Özyeğin bir masada... Başkan Bilgili'nin ağzı kulaklarında; bayılıyor Akaretler'in bu yeni mekanına... Popun fıstık kızı Bengü arkadaşlarıyla üst balkonda. Başka başkaaa? Medya aleminin gelmiş geçmiş en şık adamlarından Güneri Cıvaoğlu ve ailesi içerde yemekte, Fatih Kıral, futbolcu Mustafa Doğan, genç yapımcı Fatih Cesur...

VEJETARYEN EBRU
Bir ara gözüm yan masamdaki sıfır yağ çift Ebru Şallı- Harun Tan'a takılıyor. Oh My God! Yemek yiyorlar. 'İnşallah yüz gram almazlar' derken gözüm Ebru Şallı'nın tabağına takılıyor. Vay başımıza taş yağacak; yılların vejetaryeni, ot dostu Ebru Şallı balık yiyor. Meğer Şallı vejetaryenlikten dönmüş, balığının kılçığını sipariş etmiş, özellikle kılçığını ayıklatmış. Yaaa... Bu bilgiden de eksik kalmadınız sevgili okur. Aaa noldu? Yerimiz bitti. Akaretler muhabbetinin devamı yarına.


BİZE ULAŞIN