AYŞE ÖZYILMAZEL AYŞE ÖZYILMAZEL

Pardon! Sahnede Sezen var Sezen

Ben başka bir yerde miyim acaba? Burası Türkiye'nin biricik Sezen Aksu'sunun İstanbul Kuruçeşme Arena konseri değil mi? Eğlenmenin, avaz avaz şarkı söylemenin, çakkıdı çakkıdı oynamanın zamanı değil mi? Değilmiş. Bizde oturduğun koltuğa yapışmak, nazlı gelinler gibi en fazla omuzları sağa sola sallamak, kibar kibar alkışlamak makbulmüş. Yani biz öyle zannediyoruz. Bize şu yerinde oturmanın, içinden ayaklara fırlayıp dans etmek gelse de hanım kızlığı bozmamanın erdem olduğu öğretilmiş. Yoksa size 'Kolay kadın' derler, 'Aile terbiyesi almamış' derler. Bizi nasıl da bizden aldı, nasıl da sınıflandırdı, koşullandırdı şu terbiyeler...

MÜZİSYENLER NEREDE?

Taptığım kadın Sezen Aksu'nun konserine gelmişim. Kuruçeşme Arena'da konser sezonumu açmışım. İçim kıpır kıpır. Hele bir de 'Pardon'u söyleyince kim tutar beni. Bakıyorum sağa sola bir tane müzisyen yok! Her zamanki gibi gelmiyorlar işte. Zaten konserlerde bizim müzisyenlerden görsen görsen Teoman'ı, Şebnem Ferah'ı, Göksel'i görebilirsin. Onları da rock konserlerinde. Yahu bu senin işin, bu kadın bu toprakların gelmiş geçmiş en önemli sanatçısı, o bir sahne ustası. Kaçırmasana! Bin kere de izlesen fark etmez, Sezen'in sahnesinden öğrenecek o kadar çok şey var ki... Doğallık, hakimiyet, samimiyet, seyirciyle iletişim, orkestrayla iletişim... Sezen konseri okuldur her şarkıcı, her müzisyen için. Ama bizimkiler gelmez. Bizimkiler o kadar havalı, o kadar tamdırlar ki, öğrenmeleri donmuştur. Ya seyirci? Birçoğu büyük bir arzuyla gelmiş. Sezenci onlar. Ah şu terbiye yok mu! Ah şu 'millet ne der' yok mu? Bu endişeler kanımızı emdi, neşemizden çaldı, en güzel yönlerimizi törpüledi de haberimiz yok. Konser başlıyor "Yaz bitmeden gel... Doya doya seviş benimle hadiii..." Dilhan'a dönüyorum "Üçüncü şarkı benim olsun!" Eh ben her zaman şarkılardan fal tutuyorum.

ÇAKKIDI ÇAKKIDI OYNA

Üçüncü şarkı başlıyor: "Pardon, bakar mısınız, tanışmış mıydık?" Pardon şu fala bakar mısınız? Hemen faldan sonuç çıkaralım: O da seviyoooo, ooooo oooo! Artık yerimde durmam zorlaşıyor. Ve fakat sanırsınız Arena'da değil CRR'de Fazıl Say konserindeyiz. Kıpırdayan yok! Eee biz alkol seviyesini bünyede yükseltmeden kıvıramıyoruz ki. Ve ikinci yarı 'Çakkıdı' başlıyor. Yazarınız için olay kopuyor. Ayağa fırlıyorum, bana ne 5 bin kişiden... Onlar otursun ben çakkıdı çakkıdı oynayacağım. Sezen'le göz göze dans ediyorum, bu yazın en güzel dakikaları. İçimden nasıl gelirse öyle kıvırıyorum. Şarkı az daha uzasa ayakkabılarımı bile fırlatıp atabilirim. Neden? Hayatta böyle muhteşem anlar çok az denk geliyor da ondan. O anların farkına varıp, tadını çıkarttığımız zamanlara da mutluluk deniyor. Peki bunca insan en basitinden bir konserde bile kendini niçin zincirliyor? Bırakın sizi 'basit', 'şımarık', 'edepsiz', ' deli', 'çığırından çıkmış' gibi gibi sıfatlarla tanımlasınlar. Kendinizi çok iyi hissedeceksiniz ve bütün mesele de bundan ibaret. Hele bir dansla alıştırma yapmaya başlayın, hayatın geri kalanında neler yapacaksınız neler. Özetle: Ben hayatın her türlü müziğini duydum mu oynarım arkadaş, e hadi siz de!
BİZE ULAŞIN