TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
AYŞE ÖZYILMAZEL AYŞE ÖZYILMAZEL

Anneeeeeeee!!!!!

Karar: 2009 soyunma yılı! 2009 yiğidin malı ortada yılı! 2009 kendine güvenen kadınların hodri meydan yılı! Önce 'Büyük Ayşe' (Arman) şimdi de benim valide. Sabah Şirin'in (Sever) odasında oturuyoruz. Şirin'le yazı, Çeşme'yi, magazini, gelen okur mektuplarını falan konuşuyoruz. Diyorum ki, "Acaba Güzin Abla'lığa mı soyunsam Şirinim?" O kadar çok aşk meşk vaziyetleriyle ilgili soru soran var ki... Gülüşüyoruz...

"ANNEN BİZE 5 BASAR"

O sırada içeri benim meşhur İpek giriyor, elinde POSTA gazetesi. Kıvırdığı sayfayı uzatarak "Bak" buyuruyor. Bakıyorum, bakıyorum yine bakıyorum... Yutkunuyorum, gözlerimi ovuşturuyorum, kafayı kaldırıp boş gözlerle Şirin'e bakıyorum. Ve çok şükür jeton düşüyor, çığlığı basıyorum: "Anneeeeee!!!!!" İpek sırıtıyor: "Bilerek kalabalıkta getirdim ki kolay atlat diye!" Ben bunu bir ömür atlatamam ki! Ay şuracıkta küt diye bayılacağım. Bol tuzlu ayran kapın gelin, ayyyy!!!! Şok! Şok! Şok! Şirin gazeteyi elimden alıyor, İpek halime gülmekten yerlere yatıyor. Yahu bu benim annem mi yoksa 'Denizkızı Naomi' mi? Şirin yorumu patlatıyor: "Kızım annen sana da bana da beş basar. Tabii soyunacak!" Azer Bülbül gibi sağa sola sallanıyorum, titreme geçiriyorum: "Ama ama ama... O benim annem yaaa, kıskanırım, istemem, bu bana yapılır mı, niye yaaa?" Şirin devam: "Kadın kendine güveniyor, kadın fıstık, taş gibi taş, tabii çektirecek, helal olsun." Ah ben bunun başıma geleceğini bilecektim de basiretim bağlandı. Ah dostlar ah!

ENGİNAR, KABAK...
Şimdi bizim Oyiş, Semiramis'le (Pekkan) 'Taş Kare' şeklinde Bodrum'a tatile gitti. İkisinin de fizikler muhteşem. Muhabbetleri baldan tatlı, 24/7 şıklar, bakımlılar ve kişisel gelişime dadanmış bir durumdalar. Sürekli yeni güzellik formülleri buluyorlar. Misal, son dönem favorileri sabah uyanınca iki enginar, bir demet maydanoz, bir kabak ve tüm yeşil ıvır zıvırları blenderdan geçirip içmek. Duyduğumda kusacağım zannettim, annem çok kötü baktı. Neymiş; içleri temizleniyormuş, tok tutuyormuş, ciltleri güzelleşiyormuş! Eh bu kadar güzelleşmenin sonu da bu fotoğraftır tabii. Engel olabilene aşkolsun. Benim 56'lık anneme bakar mısınız a dostlar! Leoparlı mayosunu giymiş, Naomi gibi yanmış, dudağında ruju, ellerinde kırmızı ojeleri yatıvermiş tekneye. Hem de ne yatmak! Zeki Triko çekimleri halt etsin. O ne seksilik, o ne taşlık, o ne fıstıklık! Üstelik fotoşop yok! Haberde şöyle yazmışlar: "Ayşe Arman'ın spot ışık altında çekilmiş fotoşoplu fotoğrafları olay yarattı. Oya Abla'nın günışığı altında çekilmiş fotoşopsuz bu fotoğrafı bakalım ne olay yaratacak?"

ÇOK ÇALIŞMAM LAZIM
Sizde ne yaratır bilmem ama benim içimde büyük depremler var sevgili okur! Annemle gurur duyuyorum, çok güzel bir kadın, hatta o 'baştan aşağı kadın'ın tarifi! Güzelliğiyle, duruşuyla, aklıyla, sevgisiyle, sükunetiyle... Hepsi kabul! Ve fakat yüreğim kaldırmıyor, kendimi gardiyan gibi hissediyorum, paylaşamıyorum, bazen tipik kilolu, poğaça pişiren annelerden olmasını istiyorum. Tabii ki başaramıyorum, tesis müsait değil ve yüksek müsaadenizle an itibariyle derdime yanıyorum. Oyiş kategorisine geçebilmem için çok çalışmam lazım çoook. Bugünden itibaren çalışmalara başlasam, kabakları, maydanozları yutsam yaz sonunda kendisini yakalar mıyım sizce? Tabii o yan duruşu, o bakışı, o edayı, o bacakları üst üste büyük zarafetle atmayı kırk yıl çalışsam yakalayamam. Evet! 2009 soyunma yılı. Evet! Şirin haklı: Annem topumuza beş basar. Evet! Ben bu deveyi güdeceğim çünkü bu diyardan gidemeyeceğim. Yahu ben bu fıstık kadından nasıl çıktım?
BİZE ULAŞIN