AYŞE ÖZYILMAZEL AYŞE ÖZYILMAZEL

10 soruda sıkıcı TV starımızı tanıyalım

Aman ortadan gidelim! Aman sınırları geçmeyelim! Cızz oluruz sonra! Aman da aman, biz ne kadar ahlaklıyız, terbiyeliyiz, efendiyiz, kurallara uyanız, biz ailemizin cici kızı, kontrollü annesi, efendi abisiyiz... Cümle aleme ilan edelim! Kaka sanırlar sonra! Aman sakın ha içimizden geçeni söylemeyelim! Maazallah belki tepki çekeriz, belki kendimiz oluruz, belki birileri bizi beğenemez... Eyvah! Ne yaparız sonra? Valla biteriz sonra! Bazı insanların kafasından bir kova buzlu su dökesim geliyor sayın seyirciler. O kadar yapmacık, o kadar mecburcu ve hal böyleyken de sıkıcı geliyorlar ki bana!

TAKIM TUTMAZLAR

'Elalem ne der' üzerine inşa ediyorlar yaşamlarını... Hemen örnekleyelim; diyelim gece çıkıyorlar, kameralara yakalanınca şu klişe cümleyi patlatıyorlar: "Valla ben aslında gece hayatını sevmem ama arkadaşımın doğum günü için geldim." Sanırsınız gece çıkıp eğlenmek kötü kadınların, namussuz adamların işi. Günah yani! İçeride çakkıdı çakkıdı oynarken iyiydi ama... Ya da sevgilisiyle yakalanıyorlar, ille de 'sadece arkadaş' oluyorlar. Yahu herkesin sevgilisi var. İnsanın sevgilisi olmasından daha doğal ne olabilir ki? Sanırsınız dünyanın en büyük ayıbı. Onlar asla sinirlenmiyorlar, onlar asla kin tutmuyorlar... Diyelim kocasından, karısından, sevgilisinden kazık yemişler hâlâ onun hakkında güzel cümleler kuruyorlar. "Ben Ahmet Bey'i, Sibel Hanım'ı (Bu bey hanım havalarının da hastasıyım ya, ayrı. Sanırsınız abla sevişirken adama 'Ahmet Bey' diyor...) çok severim, ne zaman ihtiyacı olsa yanındayım" falan. Hadi oradan! İçinden küfürleri basmıyorsan ne olayım! Zaten bu tipler genellikle takım da tutmuyorlar, milli takımlılar. Allah korusun karşı takım taraftarları onlara kızar, hayran kaybederler.

ÇILGIN HAYALİM YOK!
Hep ortadalar. Asla siyah ya da beyaz değiller 7/24 griler.
Klasik cevapları okumuş, anlamış, bellemişler düğmelerine basınca hep aynı politik cevapları pırtlatıverirler. Herkes Mersin'e giderken, onları kesseniz tersine gitmezler. Kahrolurlar valla. Sanki hayalleri yokmuş, tutkuları alınmış, cesaretleri sönmüş gibiler. Geçen gün bir dergiyi karıştırıyorum, en sevdiğim dergi bölümünde duruyorum. Ünlülerle anket! '10 Soruda TV Starı- Arzu Balkan.' Onlar soruyor oyuncu Arzu Balkan cevaplıyor: Soru: Beğenmediğiniz yönünüz hangisi? Cevap: Sabırsız ve tezcanlı olmam. (Klasik cevap, kimse 'yanardönerim' 'çapkınım' ya da 'damarıma basılırsa cadının teki olurum' demez.) Soru: Neye tahammül edemezsiniz? Cevap: Saygısızlığa! (Püff! Ne klişe. Biri de çıkıp 'kocama', 'patronuma', 'ikoncanlara', 'sırtını dönüp uyuyan adamlara' gibi cevaplar vermez ki!) Soru: En çılgın hayaliniz nedir? Cevap: Öyle çılgın hayallere sahip biri değilimdir. (Olsan şaşardım, çılgın hayal=kötü kadınlık çünkü!)

TEO GİBİLER YAŞAR
Soru:
Keşke yapmasaydım dediğiniz bir şey? Cevap: Yok! (Yahu 'keşke'siz insan olur mu? Ama Arzu Balkan olur! O hata yapmaz ki? Pardon, yapsa da ders çıkarmıştır... Çok şapşalsın kızım Ayşe!) Soru: Kimin yerinde olmak isterdiniz? Cevap: Kimsenin.. (Offf ki ne of!) Dünyanın gelmiş geçmiş en sıkıcı anketi bu olsa gerek. İki tane basit soruyu cevaplarken bile insan bu kadar kasıyorsa, samimiyetten uzaklaşıyorsa, dikkati elden bırakmayıp sıradan cevaplarda şaşmıyorsa, 'Normal hayatı nasıldır acaba?' diye düşünmeden edemiyorum. Bunu sadece Arzu Balkan yapmıyor elbet! Bu bizim ünlülerimizin hastalığı. İmajları bozulacak sanıp, 24 saat üç buçuk atıyorlar. Yine içimden Teoman'a şapka çıkartmak geliyor. Yurdumda anketlerin kralı Teoman'dır. Hatta o kendi gibi olmanın heykelini dikmiş adamdır. Diğerleri daha tedbire devam etsinler, hayatı Teo gibiler yaşıyor, onlar da bakıyor.
BİZE ULAŞIN