AYŞE ÖZYILMAZEL AYŞE ÖZYILMAZEL

Ramazan'da yalnızsan...

Kimse yalnızları düşünmüyor. Hele şu izleyende duygu seli yaratan reklamlar hiç düşünmüyor. Tek başına eve geliyorsun, yalnızlık şortunu ve tişörtünü giyiyorsun... (Yalnızlık şorttişörtü demek en uydurukları, en kimse görmesin cinsten olanları demek.) Televizyon karşısındaki koltukta oturuyorsun, gidip bir çay koyuyorsun, o da poşet! Demlesen kim içecek ki? (İki damla yaş donup kalıyor...) Kanalları geziyorsun... Reklam da reklam... Birinde küçük çocuk komşu teyzeye çorba götürüyor, aklına anneannen düşüyor, boğazın düğümleniyor. Diğer reklamda kocaman aile sofrası... Gülüşüyorlar, şakalaşıyorlar, iftar açıyorlar... Ailenle geçirdiğin Ramazan günleri canlanıyor aklında. Babanın pide getirmesi, annenin çayı tam saatinde demlemesi, babaannenin böreği, sofra muhabbetleri... İyice yalnızlığına gömülüyorsun. Arasan bir sürü arkadaşın gelir ama sen başka bir şeyi özlüyorsun. Geri dönemeyeceğin, kaybettiğin, anılarda bulabileceğin bir şeyi... Büyümemiş olmayı belki de... Aslında bu devirde büyümek, çalışmak, kariyer istemek böyle bir şey... Yalnızlık yani. Haberlerde alışverişteki teyzelere soruyorlar: "Abla akşama ne pişiriyorsun?" Teyze gülerek, "Gelinimle oğlum gelecek, revani yapacağım" diyor. İşte o anda o teyzenin gelini sen olmak istiyorsun. Bütün tepiştiğin, arzuladığın şeyler toz olup uçuyor, değerini kaybediyor. İftar saati sokaklar boşalıyor, aileler bir araya geliyor, onlar her akşam böyle yapıyor. İftardan sonra sokakta yürüyorsun. Kapı önünde oturmuş kadınlı erkekli çocuklu çay içen gruba takılıyor gözün... Yaptıkları onlar için o kadar sıradan ki, senin için ne kadar kıymetli bir halde olduklarını bilmiyorlar. Gülümsüyorsun ve yürümeye devam ediyorsun. Her zamanki gibi...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN