AYŞE ÖZYILMAZEL AYŞE ÖZYILMAZEL

Susma! Kavga et! Susma! Tartış!

Mertciğim, bu şarkıya ne yapacağız?
Bir şey yapmayacağız. Canlı çalmaya gerek yok!

Tamam canlı istemiyor bu şarkı da, nasıl bir şey yapmayacağız?
Basbayağı yapmayacağız...

Anlamadım? Konuşsana...
Ben de seni anlamadım, anlatsam şimdi teknik şeyleri anlayacak mısın?

Mert, sen şaşırdın mı? Aranjör dilinde uzman olmayabilirim ama anlatınca anlayacağım. Hem nedir bu tavrın senin? Ukalalık mı yapıyorsun bana?
Sen de her şeye çok karışıyorsun. Ne bu böyle ya! Bırak bana! Güven bana. Şarkı zaten çok güzel daha da güzel olacak, sana detay detay laf mı anlatacağım. Ayrıca ukalalık yaparsam da hakkım!

ADAM GİBİ ANLATSANA
Tabii, anlatacaksın, merak ediyorum. Ha işi bu noktaya taşıdık yani.
Taşıdık!

Çok güzel! İstersen hep böyle devam edelim, tadımızdan yenmez.
Sen de laflarına ve tonlamalarına dikkat et biraz!

Ne demekmiş o?
Geçen gün dediklerini unutmadım. Beni onunla bununla karıştırmayacaksın.

Haydaaa! Ben kimseyle karıştırmadım seni, kıyaslamadım ki. Sadece durum anlattım.
Yok kardeşim, sen beni kimseyle aynı kefeye koyamazsın!

Koymadım be, manyak mısın sen!
Sessizlik...

Şimdi bana adam gibi anlatsaydın ne yapacağımızı ne olurdu?
Ya kafam zaten çok dolu, yorgunum ve karışıyor işte. Dur anlatıyorum....
(ve tek tek anlatır)

E anladım işte. Oğlum, ben sana dünyadaki herkesten çok güveniyorum ve seni kimseyle kıyaslamıyorum. Senden daha özel bir adam yok benim için.

İŞİN SIRRI BURADA
Biliyorum öyle düşündüğünü. Ben de biraz aksi davrandım kusura bakma Ayşom.

Yok be saçmalama, sonuçta anladık birbirimizi. Seni seviyorum kardeşim.
Ben de seni Ayşom. Hadi devam edelim

E hadi balım.
Şimdi bu ne? Bu, dün gece stüdyoda Mert'le ettiğimiz kavga yani tartışmanın bir üstü, kavganın bir altı. Bu sadece bir örnek. Biz Mert'le doğduğumuzdan beri beraberiz. Biz kardeşiz. Ve son bir senedir de müzik yapıyoruz. Bir bakışla anlaşıyoruz, bazen sinirlenip ses yükseltiyoruz. Birimiz kadınız birimiz erkek. Farklı insanlarız... Her gün aynı frekansta olamayabiliyoruz. Her gün bal börek günümüzde olmayabiliyoruz. Ayrı düşüyoruz, ayrı düşünüyoruz zaman zaman.
Fakat kimse odayı terk etmiyor, kapıları çarpmıyor bu ilişkide. Kimse çekip gitmiyor, kimse surat asıp oturmuyor. İşin sırrı da burada yatıyor.

DOSTLAR KAVGA EDER
Tartışacaksak tartışıyoruz, kavga edeceksek kavga ediyoruz, bağıracaksak bağırıyoruz.
Sonuç: Sorunları, kafadaki soruları çözüp kaldığımız yerden devam ediyoruz. Küsmüyoruz, yarıda kesmiyoruz, içimize atmıyoruz...
Sonuç: Birbirimize güveniyoruz.
Duyguları gizlemeyip çatır çatır tartışıyoruz. Hem de o anda, hem de tam gereken zamanda. Biriktirmeden, ortalığı kirletmeden, kalpleri kırmadan, büyüyü bozmadan.
"Susmayın, kavga edin!" diyorum ben size. Durun durun, "Elinize tencere tava alın, karşınızdakinin kafasına geçirin. Şöyle sağlam bir yumruk sallayın, vurun kırın" demiyorum! Sadece ister eşinizle, ister sevgilinizle, arkadaşınızla, iş arkadaşınızla ya da annenizle olsun konuşun, tartışın diyorum.
Kaç ilişki gördüm kavgasızlıktan, tartışmasızlıktan sönüp gitmiş. Bağlantı bir anda kopmuş, hiç ayrılmayanlar birbirinin yüzüne bakmaz olmuş. Yazık değil mi?
Koca adamlar olmuşuz, ayıp değil mi
?
İnsan niye kavga edemez hatta hararetli bir tartışamaya bile karışamaz? Çünkü kaybetmekten korkar, her şeyin yıkılıp çökmesinden korkar.
Çünkü ilişkideki yerinin sağlamlığından emin değildir. Ancak sıkı dostlar, sağlam aşıklar güzel kavga edebilir, tartışabilir.
Çünkü bilirler ki, bir anlaşmazlık onları birbirinden edemez ve onlar kavga edebildikleri için iki kişi olmuşlardır. Yaniii, susma kavga et, geri adım atma, üstüne bas! İçine atma, biriktirme, ilişkini kendin kemirme!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN