AYŞE ÖZYILMAZEL AYŞE ÖZYILMAZEL

Adını kim koyarsa koysun

Tipik bir pazardı... Bütün gün evde kanepede yattıktan sonra arkadaşlarımla 'ne yapsak, ne etsek' tartışmasının sonunda kendimizi Beyoğlu'na attık. Hedefimiz Zübeyir Ocakbaşı. Bir arkadaşımız övmelere doyamamıştı. Vay be, az bile övmüş. Zübeyir'de son zamanların en iyi kebabını yedik. Neyse, yediğimiz bize kalsın, gördüklerimizi anlatalım değil mi... Çıkışta Mert'le 'sinemaya gidelim' dedik. Ne var? 'Neşeli Hayat'. İyi de ben dört kere izledim. '7 Kocalı Hürmüz'e de psikolojik olarak hazır değiliz.

İÇERİDE ÜÇ KİŞİ VARDI
Aaa bak ne diyor Tuna Kiremitçi'nin filmi 'Adını Sen Koy'da: "Sevmesini de gitmesini de bilenlere..." E bu biziz ayol! Ya da kendimizi öyle zannediyoruz. Hemen gidelim. Biletleri aldık, fuaye alanında bekleşirken, Helin Avşar röportajıyla olay olan gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı'yla karşılaştık. Meğer o da 'Adını Sen Koy'a girmiş, araya çıkmışlar. "Eee Rasim film nasıl?" Rasim gülmeye başladı: "Gir de gör, ben bir halt anlamadım, diyalogların saçmalığına inanamayacaksın, belki ikinci yarıda kurtarırız." Seyirciyi şartlama Rasim! Salona girdik. Zaten salonda toplam üç kişiyiz. Yahu insanlar artık sinemaya mı gitmiyor? Pazar gecesi üç kişilik sinema salonu olur mu hiç? Film başlıyor. Esas kız Melis Birkan Eskişehir sokaklarında koşuyor, koşuyor, koşuyor ve parkta sevgilisinin boynuna sarılıyor. Ayyy, ne güzel... Hiçbir güzellik sonsuza dek sürmüyor tabii. Melis'e yani filmdeki adıyla Aybige'ye (bu ismi nereden buldun Tuna?) sevgilisi Can (Ali İl) sürpriz hazırlamış.

TAM KAFA KARIŞIKLIĞI
Parkın dört bir yanına değişik dillerde 'Aybige sevgilim' yazdırmış. Bu işin normali 'Aybige seni seviyorum', 'Aybige benimle evlenir misin?' gibisine şeyler değil midir? 'Aybige Sevgilim' ne ola? Film devam eder. Anlarız ki Aybige ve Can evlenecektir. Can'ın en yakın arkadaşı Ilgaz düğün için Eskişehir'e gelecektir. Fakat Ilgaz, Aybige'yi tanımamaktadır. Aybige de bu işe gerilmektedir. Acaba Ilgaz onu sevecek midir? Ne de olsa Can'ın en yakın arkadaşıdır. Bu arada Ilgaz'la Can'ın arkadaşlığının derinliğini laflar dışında anlayamıyoruz, Aybige kafayı niçin Ilgaz'a takıyor onu da anlayamıyoruz. Ilgaz neden dünyadan kopuk onu da anlayamıyoruz. Aybige'nin bir tane yakın kız arkadaşı yok mudur? Aybige ve Can nasıl tanıştı, aşık oldu, aralarındaki bağ nedir, aşkları ne cinstir? E onu da anlamıyoruz. Ve aniden Ilgaz'ın bilgisayarında Aybige'nin fotoğrafını görüyoruz. Hö? Niye? Ne ara aşık oldu bir kere gördüğü Aybige'ye Ilgaz? Ha unutmadan, Ilgaz'ın intihara teşebbüs edip duran bir de ağabeyi var. Onu zaten toptan anlamıyoruz. Yani sanki 'Lost'a 4. sezondan dalmışız gibi şaşkın bir his hasıl oluyor bünyemizde. Ay bu ne şimdi? Bu niye sevdi? O niye kızdı? Bu kız neden bu adama taktı? Öyle bir kafa karışıklığı yani.

HİKAYE YOK FİLM YOK!
Diyaloglarsa, bir yazardan beklenmeyecek kadar gerçek dışı. Özetle; bir sahtelik, bir kaos, bir saçma tiyatrodur almış başını gidiyor. Melis Birkan'ın güzel yüzü olmasa ben ikinci yarıya bile girmezdim vallahi. Bu arada, filmin en gerçekçi rolünü de beş saniyelik performansıyla 'inşaatçı Muharrem' kesiyor, o kadar diyeyim size ben. Şimdi Tuna Kiremitçi'nin önermesi neydi? Bir bilen varsa çıksın söylesin bana. Çünkü ben filmin son 15 dakikasını bekleyemeden çıktım. O da şöyle oldu, Mert fenalık geçirip, "Ayşe ben hiçbir şey anlamıyorum, çıkalım mı?" sorusunu yöneltti. Ben de, "Oğlum yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik" dedim. Mert, "Ayşe kuyruk muyruk kalmadı yalvarıyorum çıkalım" deyince, pılımızı pırtımızı topladık çıktık. Aslında kimsenin gişesine taş koymak istemez bu gönül. Emeğe saygımız da sonsuzdur. Ama hikaye olmayınca, çırpınsan da film olmuyor be usta!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.