AYŞE ÖZYILMAZEL AYŞE ÖZYILMAZEL

Şöhret kapıdan girince bacadan çıkan ne?

Bir yerde, bu insanların fabrika ayarları bozuluyor ama nerede? Yüce Rabbim sen söyle... Bakın bu benim için çok kritik bir soru. Cevabını bulursam cümle aleme iki tablet vereceğim ki kendilerini korusunlar, hastalanırlarsa da tedavi etsinler! Çocukluğumdan beri müzik-eğlence dünyasının içindeyim. Hep aynı filmi başa sarıp sarıp izliyorum sanki. Küçükken de kafam basmazdı bu işlere, yani ünlülerin dünyayı kendi etraflarında döndürmelerine, hırslarına, birbirlerini dişlemeye çalışmalarına, yersiz kıskançlıklarına... Şimdi de basmıyor elbette.

DEHŞETE DÜŞTÜM
Halbuki ben o işler babamın devrinde kaldı zannetmiştim, yanılmışım işte. Bakın ne oldu geçen gece? Salı gecesi İstanbul FM'in 13. Altın Ödülleri dağıtılacaktı, biz de gittik. Yer: Bostancı Gösteri Merkezi. İlk bakışta kimleri görüyorum: Gripin, Demet Akalın, Bengü, Ziynet Sali, Göksel, Mustafa Ceceli, Emir... Sırayla ödüller açıklanıyor, ödülünü alan sanatçı bir de şarkı patlatıyor. Bildiğiniz ödül töreni klasikleri işte. Fakat olayımız bu değil! Olayımız kimsenin kimseyi alkışlamaması. Sahneye hangi sanatçı çıkarsa çıksın, diğerleri buz gibi bakışlar atıyordu, kimse kimseden alkış alamıyordu sevgili okur. Dehşete düştüm, sürekli yanımda oturan Mert Ekren'i dürttüm. Nasıl ya? Neden ki? Ey müzik aleminde yer edinmiş kardeşler! Hepiniz aynı sektöre hizmet ediyorsunuz. Hepiniz başarılı olmak için çırpınıyorsunuz. Müzik bu yahu, anlamıyor musunuz? Hepiniz yüreğinizi ortaya koyuyorsunuz, şarkı yazıyorsunuz, sabahlara kadar kayıt yapıyorsunuz ancak bir salon dolusu alkış alınca yaptıklarınıza değdiğini hissedebiliyorsunuz. Yanılıyorsam biri beni düzeltsin lütfen.

HIRS VE KISKANÇLIK...
Yani hal böyleyken siz birbirinizi anlamayacaksınız, siz birbirinizi kollamayacaksınız, siz birbirinize destek olmayacaksınız, siz birbirinizi alkışlamayacaksınız da kim yapacak? Söylesenize kim? Alkışlarsanız kariyeriniz mi baltalanacak? Sahnede başkası varken, ödülü başkası alırken birçoğunuzun yüzü beton kesildi. Gözlerimle gördüm ve üzüldüm. Dışarıdan bakınca bu tablo insanın canını öyle sıkıyor ki. Valla olmuyor, billa olmuyor. İnsan kendine sorup duruyor; şöhret kapıdan girince, bacadan ne çıkıyor? Mesleğe ilk başladığın günlerdeki heyecan, pozitif enerji, o coşku, o efendilik nereye kaçıyor? Hırs ve kıskançlık insanın gözünü ne zaman karartıyor?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları