AYŞE ÖZYILMAZEL AYŞE ÖZYILMAZEL

Erkan Yolaç'la beklenen karşılaşma

Sabreden Ayşe muradına erermiş. Çocukluk hayalleri bir gün gerçekleşirmiş. İşte sahne, işte Erkan Yolaç ve işte ben! Az beklemedim bu an için. Bütün çocukluğumuz boyunca pazar günleri TRT'de 'Pazar Stüdyosu'nda 'Evet-hayır'ı izledik biz. Bir de Cenk Abi'nin (Koray) 'Tele Kutu'su vardı. Aah ah! Ve ben her pazar, Erkan Yolaç koşarak sahneye çıktığında ekrana kilitlenirdim.

ZIPKIN GİBİ FİŞEK GİBİ
"Duydunuz zilin sesini yarışma başladı..." "Mehter Marşı ile geliyorsunuz İzmir Marşı ile gidiyorsunuz. Kafanızı emme basma tulumba gibi sallamıyorsunuz. O iki kelimeyi söylemiyorsunuz..." Heyyt be! Ne günlerdi. Geçen akşam Kenan Erçetingöz'ün Al Jamal Badawi'deki doğum günü partisinde bir baktık Erkan Yolaç da orada. Yine zıpkın gibi, fişek gibi, yine yakışıklı, yine şık... Kenan Abi, Erkan Yolaç'ı sahneye davet etti, dedi "Yarışma zamanı..." Erkan Yolaç sordu; "Kim yarışmak ister?" Atıyorum kendimi ortalara, beni görmüyor, "Ben, ben, ben..." O kadar hazırım ki, yıllarca o kadar çalışmışım ki bu yarışmaya. Sonunda dayanamadı sahneye aldı beni. Artık olay benim için bir gurur meselesi...

SON KELİME...

Topla kendini Ayşe, konsantre ol. 'Evet-hayır' yok! İşin sırrı son dediği kelimeyi tekrar etmekte... Misal; "Ayşeciğim sen yeni albüm mü çıkardın" diye sorarsa cevabın belli; "Çıkardım." "Ayşeciğim sevgilin de pek tatlıymış, onu seviyor musun?", cevap: "Seviyorum." "Evet" yok! "Hayır" yok! Peki, Ayşe-Erkan Yolaç karşılaşmasının sonunda ne oldu? Tabii ki de büyük mücadelemde yenilmedim sevgili okur. Gururla zıplaya zıplaya, loto kazanmış gibi sevinerek galibiyetle yerime oturdum. Ne mi kazandım? Ne kazanacağım? Çocukluk hayalimi gerçekleştirdim, Erkan Yolaç'la yarıştım ve o iki kelimeyi söylemedim... Daha ne olsun yahu? İnsan çocukluğuna ait her şeyi ne kadar özlüyor değil mi? Çocukken güzellikler, eğlenceler bir başka tatlı geliyor değil mi?
BİZE ULAŞIN