AYŞE ÖZYILMAZEL AYŞE ÖZYILMAZEL

Geçen haftadan kalan düşünceler...

Hastayken yanında ille de birilerini istemek, ilgi beklemek çocukluğa aitmiş... Şimdilerde hastalandığımda yalnız kalmaktan başka dileğim olmuyor. Çorba dediğin zaten bir telefonla eve geliyor. Galiba hastalığını paylaşmak istememek, zayıfken yalnız olmak istemek büyümek oluyor ya da küçük şeyleri büyütmemek. Kimbilir belki de zayıflığını göstermek istememek? Ya da D hepsi.
İnsanın en sevgili arkadaşlarının bile dert dinlemeye tahammülü yokmuş. Devir, 'sıkıntını paylaş ama bir kere paylaş, hadi ikinciye de göz yumarım ama üçüncüde kaçarım valla' devriymiş. Belki de bizi en yakın ilişkilerimizin bile 'dert dinleme', sabırla yara sarma kısmından kaçıran, kendi sorunlarımızla bile nasıl başa çıkabileceğimizi bilemememizmiş.
Üşengecin teki olsam da spor yapmak bünyeye çekilebilecek en kıyak hareketmiş. Maçka Parkı şahane bir yürüyüş yeriymiş. Hele akşama doğru Maçka Parkı'nda yürüyüşe gitmek en iyi tercihmiş.
İsteyip, listeleyip de yapmadığımız ve ara ara midemize oturup canımızı sıkan, kendimize kızmamıza sebep olan şeyleri yapmamak sadece bizim tembelliğimizmiş. Hatta korkaklığımızdan ertelememizmiş. Sonuç: Erteleye erteleye, ertelenen biz olurmuşuz.
Karşımızdaki sinirli insana gülerek ve hafif dalga geçerek derdini sorduğumuzda, o kişinin sinirleri anında alınırmış. Alınganlık boş işmiş. Alına alına, mesafeler girermiş araya araya.
Karşılıklı koltuklarda saatlerce tek kelime bile konuşmadan oturabildiğin kişi gerçek arkadaşınmış. Yani o DVD'ye, oyunlara, başka insanlara, popüler mekanlara ihtiyaç duyulmayan dekorsuz yegane ilişkinmiş. Kıymeti bilinmeliymiş.
Bünye yaptıklarından değil, yapamadıklarından durup durup deprem geçirirmiş.
'Vicdan' karşınızdaki insanda aranacak ilk özellikmiş.
Sanırım herkesin ortak bir arzusu varmış. O da gerçekten sevilmekmiş. Ha bir de karşısındakini çok seven, sınırsızca sevgi verenlerin asıl motivasyonu; birini severken, sevildiğini hissedebilmekmiş. Yani yine varılan nokta aynıymış; beni sevin, beni sevin.
Yasemin kokusu pek güzelmiş. Üstünde minik kasesi olan yanları açık mumluklardan alıp yasemin kokulu yağdan birkaç damla damlatıp altındaki mumu yakınca bütün ev yasemin bahçesine dönermiş. Şehrin göbeğindeki evinde çiçekler açarmış.
Aslında talep etmediğinizde size sunulan şefkatin tadı pek güzelmiş. Öylesi daha kıymetliymiş. Sürpriz yumurta gibiymiş. Şefkati kim istemezmiş...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.