AYŞE ÖZYILMAZEL AYŞE ÖZYILMAZEL

İstanbullu hastalıkları

Karşılaştığım herkes asil. İstanbul'un bir bölgesinin yarısı eskiden dedesinin, bilemedin dedesinin dedesinin. Bizim dedelerde bir apartmancık bile yok, kısmet işte.
Herkes geçmiş hayatında prenses, soylu, mavi kan. Zaten kuantumdan, karmadan anladıkları ve zevk aldıkları tek şey o.
"Sen benim kim olduğumu biliyor musun?" takıntısı. Trafikte yol mu vermediler, bar kapısında mı kaldın, sıralara mı daldın patlat cümleni, efelen. Yani senin kim olduğunla konumuzun ne alakası var düdük makarnası! Buralarda herkes bir şey, olmasa da bir şey!

TRAFİK KURALI MI?
Bir mekana suyunu çıkarana kadar gitmek, sonra da "Artık eskisi gibi değil" deyip kötülemek.
Yolun ortasına, sokağın köşesine, yokuş başına arabayı park edip inivermek. Trafik kuralı mı?
Saçmalamayın.
Bir kere bile gitmiş olsa askerlik anıları misali New York, Londra, Milano anılarını anlatmak.
Yurdumuza gelin-damat gelmiş de dilimizi yeni öğrenmeye başlamış gibi zırt pırt İngilizce kelimeler kullanmak.
Anladık be Amerika'da okudunuz, kolej çocuğusunuz da eee? Dönün kardeşim artık evinize. I hate this yaniii!

SÜREKLİ TOPLANTI!
Hep proje peşinde olmak.
Sağda solda projelerini anlatmak ama birini bile hayata geçirememek. Sırf çene yani! Sonra da düşündüğüne yakın bir işi yapan çıkarsa da ona "Fikrimi çaldı" diye iftira atmak.
Sürekli toplantıda olmak. Öyle insanlar tanıyorum ki, toplanmaktan bir türlü dağılıp çalışamıyorlar. Sürekli bir yemek yeme ve kahve içme hali.
Her haltı bilmek, bilmese de biliyormuş gibi yapmak! Bilmemekten son derece utanmak ama asla okumamak, kendini geliştirmemek.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN