AYŞE ÖZYILMAZEL AYŞE ÖZYILMAZEL

İstanbul erkeklerine stylIng şart!

Tamam, kadınlar için de aynısını söyleyebiliriz ama ben bir kadın olarak şu an erkeklerin derdine yanmak istiyorum. İstanbul erkeklerinde bir tip oluştu, bilmem farkında mısınız?
Tam tip, tipi tip!
Evden çıkar çıkmaz görmeye başlıyorsunuz bu tipleri. Restoranlarda, gece kulüplerinde, kafelerde, spor salonlarında, AVM'lerde, Nişantaşı'nda, Karaköy'de, Taksim'de, Bebek'te... Nereye giderseniz gidin styling şu şekil:
Sakal, sakal ve yine sakal. Siyah sakal, kaba sakal, bıyık artı sakal... Göz gözü görmüyor yani.
Saçlar uzun ve arkadan toplanmış, olmadı üstten topuz yapılmış. Kısa bile olsa tek şart var; karanlık ve karmaşa.
Kıyafetler yüzde 99 siyah. Bol pantolonlar, eşofmanlar, kabarık montlar, yakası kürklü montlar, farklı olacağım diye boyuna-kilosuna hiiiç yakışmayan, 'tarz' tabir ettikleri ceketler, hırkalar, kazaklar, bir haller... Bir kitle ise; dar ve kısa paça pantolon hastası ki, onlara artık sözüm kalmadı.
Şapka da bu erkeklerin vazgeçilmezi. Ancak bazıları biraz fazla sarıyor, çıkartmak bilmiyorlar ve artık benim burnuma kokular gelmeye başlıyor. Yahu bi çıkar şu şapkayı, hava alsın kafan.
Bu abilerin en büyük sevdası, kadınlar falan değil tabii; erkek erkeğe PlayStation oynamak.
Bu eylemi, yabancı dizi izlemek ve erkek erkeğe eşek muhabbeti yapıp içmek takip ediyor.
Önemli olan; rahatlık, dağınıklık ve 'Özenmiyorum, cool'um' kafasında takılmak.
Ama gelin görün, çıkın sorun kızlara; vallahi içimiz kalkıyor artık aynı tip adamları görmekten.
Sanırsınız H&M üretip sokağa saldı bunları! Öylesine karanlık, kaba, kapalı, tek tip, ateş düşürücü, özensiz ve ışıksız duruyorlar ki, kendilerinden elektrik almak imkansız. Erkek gibi değil de, mahallenin çete kurmuş çocukları gibiler.
Hadi kesin şu sakalları da yüzünüzü gözünüzü görelim bari.

***

Caner savaş baltalarını çıkardı

Asena Atalay, eski eşi Caner Erkin, Şükran Ovalı'yla evlenince, aralarındaki medeni tabloyu yerle bir etti

Sen atarsın kemik diye, başkası kapar ilik diye... Sonra yol saçlarını 'Ben bu adamı nasıl terk ettim!' diye. Ee bu işler böyle sevgili okurlar. Futbolcu Caner Erkin'e, eski eşi ve çocuğunun annesi Asena Atalay icra takibi başlatmış. Sebepse, çocukları Çınar'ın masraflarının ödenmemesi.
Asena Atılkurt, yeni evlenen Caner Erkin'in canını sıkmak istemiş besbelli. Ki biz dışarıdan takip eden kadınlara göre, Caner Erkin candır. İlk evliliğinde kopan onca fırtınaya rağmen eşine tek kelime laf ettirmemiş, aslanlar gibi yanında, arkasında, sağında ve solunda durmuştur.
Şampiyonlar şampiyonu erkeklik yapmıştır.
Güle oynaya boşanmak için mahkemeye gitmişler, karşılıklı anlaşmışlar; Caner, Asena'ya hediyeler alarak, ler ler ler bırakarak evliliğini sona erdirip bir ömür dost kalacaklarını açıklamıştır.
Tabii ki tüm bu medeni tablo, Caner'in Şükran Ovalı'ya aşık olup evlenmesiyle yerle bir oldu.
Olmasa şaşardık! Asena, küçücük çocuk için öyle bir masraf listesi çıkartmış ki, gözlerim yerinden fırladı!
Çocuk büyütmek kolay değil ama bu kadar da değil yahu!
Bakın kalemler şöyle:
Sağlık harcamaları: 12 bin TL
Eğitim giderleri: 60 bin TL. Eyvallah, özel okullar böyle.
Bakıcı masrafları: 42 bin TL. Yıllık masraf diye düşünüyorum, nasıl bir bakmaksa bu.
Müzik eğitimi: 24 bin TL.
Mozart yetişiyor dikkat!
Kayak masrafı: 45 bin TL.
Şirazesi kayan bir durum...
Barınma masrafı: 89 bin 100 TL. Biz barınmıyoruz herhalde!
Diğer kalemler de dahil toplam:
451 bin 151 TL.
Tabii bunlar kimseyi ilgilendirmez, değil mi efendim! İsteyen istediği kadar para harcar çocuğuna.
Bu icra takibi üzerine, Caner kendini tutamayıp Instagram'da, 'Canıma tak etti ama artık dayanamıyorum.
Asena menfaat ve çıkarları için sınır tanımayan, akıl sağlığından yoksun biri.
Çocuğumun tüm masraflarını tabii ki karşılayacağım' tadında bir yazı yazıp çocuğun velayetini almak için savaşacağının işaretini vermiş.
'Sen mi yaman, ben mi' şekli.
Artık birbirlerini nasıl yerler bilemiyoruz ama anladık ki; kadınlar boşansa bile, eski eşlerinin onlara ait olması ve adamın hayatının en vazgeçilmezi olma konusunda ısrar ediyorlar. Böyle yaygın bir bencillik türü... Her şey benim, bir tek benim olsun ama ben istediğimi yapayım...
O zaman neymiş; bütün dostluk ve medeniyet, başka bir aşka düşene kadar geçerliymiş.
Sen ne kadar çabalarsan çabala, kadını delirtmek bir saniye sürermiş. Gece kulübüne gider gibi nikah masasına gitmemek lazımmış. Bazı evlilikler tamamen duygusalmış. Bir de zamanında almadığın tavırlar, sana icralarca dönermiş. İzliyoruz...

***

InstaLive sezonu açılmıştır

Gelmez dediniz, geldi. Instagram'ın canlı yayın uygulaması InstaLive artık bizde de hizmete açıldı. Salı gecesi saat 23.00 gibi cereyan eden durum, Instagram kullanıcılarının bir saniyede aklını aldı! Konu patladığında Cihangir Hazine'deydim.
Yan masada Ferhan Şensoy'un doğum günü vardı; kardeşi Derya, bizim trend yazarımız Mert Vidinli ve magazin yazarı arkadaşımız Esin Övet... Gel bizim masaya; yemek yazarımız İdilika, sinema yazarımız Funda Karayel... Arkada, 3 Adam'ın ikisi Eser ve İbrahim...
Bir anda herkes InstaLive yayınına başladı.
İçimizde nasıl bir yayıncılık aşkı varmış!
Bakalım en dikkat çeken yayınları kim yapacak? Kim fark yaratacak?
Kim InstaLive'dan televizyon ekranlarına sıçrayacak?
InstaLive ocaklar söndürecek mi? Ayrılıklara sebebiyet verecek mi? 'Benimle canlı yayın yapmadın' küsmeleri yaşanacak mı?
InstaLive'ın Esra Erol'u, Derya Baykal'ı, Acun Firarda'sı, Kardashianlar'ı kimler olacak?
Merakla izliyoruz ya da girdik bir yola, mecburen takipteyiz.

BİZE ULAŞIN