AYŞE ÖZYILMAZEL AYŞE ÖZYILMAZEL

Altı üstü bir hoparlör

Reklam dünyası aklımızı alıyor. Durumumuz 'Akıl akıl sen nereye takılacağını şaşır' hesabı... Bir içecekle aşkı buluyoruz, bir otelde kalınca derdi kederi unutuyoruz, şehrin kilometrelerce dışına dikilmiş, penceresini bile açamadığımız bir gökdelenden ev alınca mutluluğu yakalıyoruz falan da filan. Yersek... Yediğimiz kadar işte...

HEY YAVRUM!
Geçen gün yine bir 'Cep telefonu kendine gel, sen kendine kendine gel' krizi yaşarken (Merkür retrosu n'aber?), bir AVM'deki telefon mağazasında soluğu aldım. Sanırsınız yeni iPhone değil, ev alıyorum. 80 sayfaya falan imza atmalar, ardından yüklemeler, güncellemeler, aktarımlar derken; işlemler bitmek bilmiyor.
Tam karşımda duran LED ekrandaki reklamlara gözüm takılıyor. Reklam şu şekil: Darbeye dayanıklı! Sporcu kardeşimiz oradan oraya atlıyor da atlıyor. 'Dönüşlere dayanıklı!' Reklamdaki genç, bu kez dönüyor, taklalar atıyor. 'Suya dayanıklı!'; yüzüyor da yüzüyor.
'30 dakikaya kadar suyun altında kalabiliyor!' Bitmedi, 360 derece ses veriyor ve kablosuz çalışıyor.
Hey yavrum hey! Peki ne bu? Hoparlör! Altı üstü elde taşınan hoparlör işte... Ve fakat reklama göre o bir 'He-Man', o bir şampiyon Yasemin Dalkılıç, o bir Alex... O bir kurtarıcı, o bir efsane, o teknolojinin yarattığı en önemli şey.
Böyle ağzım açık bakakalıyorum. Sonra düşünüyorum... Reklamcılar da haklı; artık gerçeği kim istiyor ki... Hep ilüzyon, daima ilüzyon...
Hadi geçin diğer yazıya; bakın, bu gerçeklikten kaçan halimiz başımıza ne işler açacakmış...
BİZE ULAŞIN