MEVLÜT TEZEL MEVLÜT TEZEL

Jose Mourinho'dan nefret ediyorum

Inter-Barcelona maçını izlerken çocukluğuma; 1982 Dünya Kupası'nda İtalya'nın Brezilya'yı 3-2 yendiği maça döndüm... O yıllarda 'Doktor' Socrates, 'Beyaz Pele' Zico ve Falco'lu Brezilya, dünyanın en iyi takımı kabul ediliyordu... (Şimdi bile 1982'nin Brezilyası'nı, tüm zamanların en kaliteli takımı kabul edenler var.) Tapardık o takıma, mahalle maçlarında herkes Socrates, Zico olurdu... Çünkü onlar bizim gözümüzde futbolcu değil, sihirbazdı. Her neyse o meşhur maça döneyim... Tarih, 5 Temmuz 1982. Brezilya'ya beraberlik yetiyordu ama Sambacılar çılgınca saldırıyordu İtalyanlar'a... İtalyanlar ise her zamanki gibi 'catenaccio' taktiğiyle sahaya çıkmıştı. (Catenaccio, İtalyanca'da 'asma kilit' anlamına gelir. Dokuz kişi acımasız sertlikte defans yapar, iki hızlı forvet beleş gol kovalar.) Brezilya şiir gibi oynarken, beleşçi Paolo Rossi tam üç gol birden attı ve dünyanın en iyi takımı o maçı hiç hak etmediği halde kaybetti.

DÖNÜM NOKTASI OLDU
O maç modern futbol için dönüm noktasıydı. O maçtan sonra hiçbir takım 1982'nin Brezilyası gibi sadece hücum etmek için sahaya çıkmadı. Takımlar ne kadar hücum zenginliğine, üstün forvetlere sahip olsalar da kontrollü futboldan hiç ödün vermediler. Bu istisnayı sadece bugünün Barcelona'sı bozdu. Evet, Barcelona, 1982'nin Brezilyası kadar çılgın değil ama onlar da hücumu delicesine seviyorlar. Dört yıldır bizlere futbolun en güzelini sunuyorlar. Ancak önceki akşam oynanan Inter-Barcelona maçı da futbolseverleri büyük bir rüyadan uyandırdı. Dünyanın en iyi takımı, Inter'in katı defansı arasında eriyip gitti. Yanlış anlaşılmasın Inter, turu sonuna kadar hak etti. 28'inci dakikadan sonra 10 kişi kalıp, Barcelona'yı evinde elemek büyük bir mucize. Tabii bunda Barcelona'nın teknik direktörü Guardiola'nın büyük hatalarının etkisini unutmamak gerek. Gelelim yazımın başlığına... Evet, Jose Mourinho tartışmasız dünyanın en iyi teknik direktörü, bunu önceki akşam bir kez daha kanıtladı. Ancak Mourinho'ya övgüler düzmek bence futbolun güzelliğine ihanettir. Çünkü Mourinho'nun derdi futbol falan değil. Onun tek bir derdi var, o da; "En büyük benim" demek. Tarihte hiçbir teknik direktör onun kadar çalıştırdığı takımların önüne geçmedi. Hiçbir teknik direktör onun kadar itici olmadı. Hiçbirinin egosu da onun kadar şişkin olmadı.

YASİN'İN INIESTA GAFI
Evet, bence de en büyük o ama ondan daha da büyük olan futbolun güzelliğidir. Gerçek futbolseverler, her zaman futbolu güzelleştirenleri; Maradona'nın altı kişiyi dizip geçmesini, 1982'de Brezilya'nın mantık dışı hücum sevdasını hatırlar... Sunucu notu: İnternet sitelerindeki forumlarda yine İlker Yasin ti'ye alındı. Evet, Yasin, Iniesta'dan o kadar bahsetti ki, maçın sonlarına doğru Iniesta'yı sahaya soktu. Xavi'ye 'Iniesta' dedi. Ancak bu tür hataları abartmamak gerek, hatta bu hataları maça renk kattığı için hoş görmeliyiz. Bu arada maçın Messi cephesinden özeti de Yasin'den geldi: "Ben Maradona'nın çok maçını izledim, anlattım. Messi'nin Maradona olması için çok kupa kaldırması lazım." Dünkü maçtan sonra herhalde artık kimse Messi ile Maradona'yı karşılaştırmaz. Maradona, İtalyan futbol kasaplarının arasında efsane oldu.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN