MEVLÜT TEZEL MEVLÜT TEZEL

Rekabet kurulu uyuma!

AFM Sinemaları'nın yüzde 88.01 hissesini Mars Entertainment Group'a satan Esas Holding, bu işlemin ardından Mars Entertainment Group'a da yüzde 30 oranında iştirak etti. Böylece, Mars Entertainment Group'un yüzde 30'u Esas'ın, yüzde 30'u Actera Group'un, yüzde 40'ı ise Muzaffer Yıldırım ve Menderes Utku'nun oldu.

SALON SAYISI ÖNEMLİ DEĞİL
Şimdi bu büyük ortaklığın sahip olduğu sinema salon sayısının 430, Türkiye'de toplam salon sayısının ise 1400 olduğu söyleniyor. Bu ortaklığın 'tekel' olabilmesi için ise 700'ün üzerinde salona sahip olması gerektiği belirtiliyor. Bu bilgilerin hepsi yanlış. Bu ortaklığın salon sayısı 441, Türkiye'deki toplam salon sayısı da 1740'tır. "Ee toplam salon sayısını artırıyorsun, bir de üstüne 'tekel var' diyorsun. Bu nasıl hesap?" demeyin, yazmamı bekleyin! Asıl önemli olan 441 salonun toplamda elde ettiği izleyici sayısıdır. Şöyle sorayım; en son ne zaman bir alışveriş merkezi dışında film izlediniz? 'Hit' film oynatsalar da koltukları kırık, klimasız, izbe salonların yanından bile geçmiyorsunuz değil mi?

PAZARI YÜZDE 50'DEN FAZLA
Türkiye'de artık sinemanın alışveriş merkezlerindeki lüks salonlarda izlendiğini tüm detayıyla anlatmama gerek yok herhalde. Türkiye'de zevkle film izleyebileceğiniz, yedi ve üzeri salona sahip 88 sinema kompleksi var. Yukarıda bahsettiğim bu ortaklığın ise artık 41 sinema kompleksi var. Bu da 441 salon ediyor. Bunca yıllık sinema yazarlığı deneyimime, araştırdığım gişe rakamlarına ve bu işin uzmanlarından aldığım bilgilere göre; bu ortaklık artık Türkiye'deki toplam seyirci sayısının yüzde 50 ile yüzde 65 arası bir oranına sahip olacak. Bunun adı tekeldir beyler! Mars Entertainment Group'un artık iş yapmayacağına inandığı filmleri yayınlamayacağı yazıldı. Bu da söz konusu ortaklığın artık büyük bir güç ve karar mercii olduğunun dile getirilişidir aslında. Bir filmin kime göre iş yapar ya da yapmazını geçtim... Bunun kararını piyasanın neredeyse yüzde 65'ini ele geçirecek bir tekelin vermesi büyük tehlike! Dağıtımcıların en büyük sorunu salon bulamamak. Eğer tekel "Ben bu filmi oynatmam" derse, o filmin pazar payı otomatikman yüzde 50 ile yüzde 65 arası azalacak. Bu da filmin batması demek! En kötüsünü düşünelim... Bu dev tekel, isterse piyasadaki her küçük şirketi batırır. Sinema sektörü bu işten büyük yara alacak. Binlerce kişi işsiz kalacak! Bir de Mars E. Group'tan Muzaffer Yıldırım, "Her yıl dört-beş film yapacağım" demiş. Yani diyor ki; nasıl olsa lüks, büyük salonların çoğu bende. Artık kendi çektiğim filmleri, salonlarımda oynatırım. Film çekmesine lafım yok ama Yıldırım neden daha önce yapımcılığa soyunmayı akıl etmedi? Sakın bu sinema aşkı, salonları ele geçirdikten sonra ortaya çıkmış olmasın!

TEKELİN SONRASI DA VAR
Bir de bu tekelin yabancı film ayağı var. Bu ortaklığın, Türkiye'deki yabancı film piyasasının da yüzde 60'ını ele geçireceği iddia ediliyor. Aldığım bilgilere göre ayrıca dışarıdan yabancı film alacaklarmış. Yurt dışından film getiren bağımsız şirketler şimdiden kepenkleri kapatsın! Türkiye'de Rekabet Kurulu iyi işliyor. 441 salonun seyirci sayısı ve en önemlisi de gişe hasılatının dökümünü yaparlarsa gerçek tablo ortaya çıkar. Bir de bu tekelleşmenin geleceğini de düşünün. Batan salonların, kapanan dağıtım şirketlerinin yerini kim alacak?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.