MEVLÜT TEZEL MEVLÜT TEZEL

'Arda'ya konuşma yasağı' faşizmdir

Başlığı atarken "Ben de mi abartıyorum bir futbol geyiğini?" diye çok düşündüm... Evet, Aziz Yıldırım'ın "Ulan Arda sen de mi buradasın?" lafına yanıt verdiği için Arda Turan'a kulübünün 20 bin dolar ceza kesmesi bence faşizmin günlük hayata küçük bir yansımasıdır... Bu cezayı vererek Adnan Polat özetle diyor ki; "Parayı ben veriyorum, futbolunu oyna ve konuşma!" Yani bir kral-köle ilişkisi söz konusu. Ama Polat da haklı... Bir futbol geyiğini, Serhat Ulueren sanki savaş çıktı ya da "BDP, Ankara'yı başkent ilan etti" edasıyla canlı yayına bağlanıp çarpıttığı için... Neymiş, Yıldırım "Ulan Arda" demiş, Arda da gerekli yanıtı verememiş... Zaten Yıldırım hep Arda'yı transfer etmek istiyormuş, ortada tehlikeli bir yakınlaşma da varmış... Bir de Ulueren, Galatasaray'ın taraftar gruplarının Arda'nın kaptanlıktan alınmasını istediğini söyledi. Acaba öyle mi? Arda ne söylemeliydi? "Lan Aziz, çok konuşma iç şu çorbanı" mı? Bunu dediğinde kahraman mı olacaktı? Halbuki, çocuk gayet esprili bir yanıt vermiş Yıldırım'a: "Açılışlardayız artık, futbolu bıraktım."

TELEGOL'Ü CİDDİYE ALMAYIN
Peki, Arda konuşmayınca Serhat Ulueren haberciliği son bulacak mı? Tabii ki, hayır. Onlar bir damar bulmuşlar, kahve muhabbetiyle devam edecekler hayatlarına. Yanlış ise şurada: Futbolcuları konuşturmayarak, Serhat Ulueren'leri, Erman Toroğlu'larını bitiremezsiniz. Dünyanın her yerinde bu tip habercilik var. İtalya'da bir canlı yayında, dünyanın en zeki, en entelektüel teknik direktörü Jose Mourinho'nun önünde bir kadın striptiz yaptı. Demek ki insanların 'Telegol'de dönen geyiğe, mavraya da ihtiyaçları var... Ahmet Çakar: "Ben kulüp yönetici olsam performansına para ödediğim adamın karşımda içki veya alkol almasına müsaade etmem." Gökmen Özdenak: "Sen kulüp yöneticisi falan olamazsın zaten!" Stüdyodaki kadronun tamamı: "Uhahaaa.. ha ha" diye güldü. Ekran başındakiler de güldü. Aynı Çakar daha sonra Arda'yı manevi evladı ilan etti! Yani bu tür programlarda 'etik' aramaktan vazgeçmeliyiz. Mesela ben artık vazgeçtim. Tabii ki, bu tür kahve muhabbetlerinin de bir balans ayarı olmalı ama bu ayarı tutturmak da en zor iş. Ne düzgün gidiyor ki memlekette, futbol yayıncılığını mükemmel bir standarda oturtalım. Genele yayılmasını engellesek yeter. Ki, bu da yapıldı artık NTVSPOR, SPORMAX gibi elit kanallar var. Fazla takılmayın bu soruna. 'Telegol'de geyiğe gülüyoruz, haber kanallarında da ciddi takılıyoruz işte. Sayın Polat, sayın yöneticiler, herkes bu programları artık eğlenmek, kafa boşaltmak için izliyor. Bu programları yapanlar da bunu iyi biliyor. Hem onlar olmasa ne yazacağız?

FUTBOLCU KONUŞMAZSA
Gelelim çözüm önerime: Bırakalım 'Telegol'cüleri kendi hallerine, futbolcular konuşsun. Bol bol röportaj versinler. Çorbacıya değil, yardım kuruluşlarının etkinliklerine gitsinler. Eski 'Televole' yayıncılığının cıvık değil, kalitelisini yapmaya çalışalım. Yöneticilerin koydukları konuşma yasakları yüzünden futbolcular toplumsal hayattan soyutlanmış durumda. Halbuki, onlar birer rol modeli... Atıyorum, Alex ya da Arda okullardaki eroin batağıyla ilgili bir şeyler söylese, konferanslara katılsa fena mı olur? Ayrıca katılmak da zorundalar! Aldıkları büyük paraların bir karşılığı toplumsal yardım projelerine destek olmaktır. Ortada NBA, İngiltere Premier League gibi güzel örnekler var. NBA yönetimi, alıyor bir oyuncusunu Afrika'nın bir köyüne götürüp yoksullara ev yaptırıyor. En kralı Kobe Bryant bile ses çıkarmıyor bu etkinliklere, tıpış tıpış gidiyor. Futbolcu konuştuğu için ceza alırsa, teknik direktörler anlaşılmasın diye İspanyolca konuşturulursa bu futbol endüstrisi yürümez. Medya asparagas haber yapar, küçük çocukların futbolcu kahramanları olmaz vs. Her şey daha kötüye gider.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları