MEVLÜT TEZEL MEVLÜT TEZEL

Basın gezilerinde Voltran’ı oluşturan yazarlar

Hürriyet Okur Temsilcisi Faruk Bildirici'yi zevkle okuyorum. Bazen meselelere Ankaralı bürokrat gazeteci gözüyle baksa da medyaya dair sorunları iyi tespit ediyor ve kimseye de eyvallahı yok. Önceki gün Bildirici, yazısında Vestel'in Berlin'de düzenlenen Tüketici ve Ev Elektroniği Fuarı IFA'ya Hürriyet'ten üç gazeteci birden götürmesini, Ertuğrul Özkök'ün diğer markaları es geçip Vestel ürünlerine ağırlık vermesini eleştirmiş ve hedefi 12'den vuran şu soruyu yöneltmiş: 'Vestel niye Hürriyet'e ya da gazetelere reklam versin? Böylesi hem düşük maliyetli, hem de daha etkili değil mi?'
Bence bu sorunun muhatabı diğer gazeteler de olmalı. Bir gazeteci, gazetesinin çıkarlarını her zaman ön planda tutmalı. Eminim bu sorundan Vestel'in de haberi yoktur, sonuçta gazetecileri organize edenler PR şirketleri. PR şirketleri belli gazetelere odaklanmayıp yelpazelerini geniş tutmalı.
Aslında bu sorun biraz da köşe yazarlarından kaynaklanıyor. Bazı yazarların yurt dışındaki basın gezilerine 'kanka' olduğu yazarlarla gitme huyu var. Eğer yolculuk iyi bir yere ise, gezi programı kaliteliyse bazı yazarlar hemen Voltran'ı oluşturuyorlar. Özellikle THY'nin, otomotiv markalarının gezilerinde genelde hep aynı yazar grupları gider.
Ertuğrul Özkök, Güneri Cıvaoğlu, Uğur Cebeci dünyayı dört-beş kez dolaşmışlardır herhalde. Özellikle de Özkök, genç gazetecilerin gitmesi gereken basın gezilerinin bile üstüne balıklama atlar. Uzmanı olmasa da teknoloji fuarlarını, film setlerini kaçırmaz, çocuk parkı Disneyland'e bile gitmişliği vardır. Sonra da medya etiğinden bahseder!
Bir de ekonomi yazarları, yöneticileri var; bunlar basın gezilerinin ağababalarıdır. En kaymak gezilerde kavimler göçü başlatırlar, bir bakarsın Türkiye'nin ekonomi müdürleri aynı anda ortadan kaybolur. Otomotiv medyası ise köşe yazarından blog'cusuna, TV programcısına kadar basın gezilerinin en şımarık tayfasıdır, burunlarından kıl aldırmazlar, hiçbir şeyi beğenmezler. Tabii bunun karşılığında bindikleri otomobilleri abarta abarta bitiremezler. Bir de Yunan adalarının gönüllü turizm elçisi mekancı yazarlarımız var. Yunan adalarını o kadar çok yazdılar ki, Türkiye'nin turizmini baltaladılar. Daha da kötüsü sürekli Bodrum'u, Alaçatı'yı yerin dibine sokup Yunan adalarını parlattılar. Yunanistan'ın turizm bakanı para verse böyle bir tanıtıp yaptıramazdı!
BİZE ULAŞIN