MEVLÜT TEZEL MEVLÜT TEZEL

Linç kültürü...

Geçtiğimiz yıl Adana'da kız çocuğuna (F.N.B.) tecavüz ettiği ve hamile bıraktığı ileri sürülerek kızın babası Emrah B. tarafından öldürülen 17 yaşındaki Muhammet Reşit Yıldırım'ın, bebeğin babası olmadığı ortaya çıkmıştı.
Babasının yengesinin yeğeni M.Ç. tarafından hamile bırakıldığını ileri süren F.N.B., Yıldırım ile arasında bir ilişki bulunmadığını da itiraf etti: "M.Ç.'ye bir şey olur, babam bir şey yapar diye korktum. O yüzden Muhammet Reşit'in ismini vermek zorunda kaldım. Onunla üç ay arkadaşlığımız oldu. Özür dilerim, pişmanım."

İDDİA KANIT DEĞİL
Ve 15 yaşındaki F.N.B. tutuklandı.
Daha önce de yazmıştım;
Muhammet öldürüldüğünde 'Babaya helal olsun, eline sağlık', 'Adalet yerini buldu' diyenlerin sayısı fazlaydı.
Şimdi Emrah B, "Kızıma 10 defa sordum. Bana her defasında Muhammet Reşit'in ismini verdi. Ben neden suçsuz bir insana bunu yapayım" diyor.
Bu trajik olay bir kez daha gösterdi ki iddia; kanıt değildir, linç hukukuna taraf olmak hatalıdır. Bireysel adalet arayışı bu vakada olduğu gibi büyük bir adaletsizliğe neden olabilir.
Bu konuda Mads Mikkelsen'in başrolünü oynadığı 'Onur Savaşı' (The Hunt) filmini izlemenizi öneririm.
5 yaşında bir kız, çok sevdiği öğretmeni kendisine ilgi göstermedi diye hayal dünyasında öyle bir olay kurguluyor ki, öğretmenin hayatı kabusa dönüşüyor. Herkes çocuğa inanıyor...
Bu tür vakalarda çocukların ifadeleri bazen yanıltıcı olabiliyor. Hukukun vereceği karar beklenmeli, linç kültürüne yenik düşülmemeli!
BİZE ULAŞIN