TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
ŞİRİN SEVER

Çağan Irmak: Ben gişe rekortmeni biri değilim!

Sabah kahvaltıda; 2 Ekim'de 'Karanlıktakiler' isimli yeni filmini görücüye çıkarmaya hazırlanan Çağan Irmak'layım... Smyrna'da kahvaltı yapıyoruz ama ben onun anlattıklarından çok, üzerime tırmanmaya kalkan kedileri kovalamakla meşgulüm. Çağan da arada 'ciyaklayan' sesimle hopluyor ve gülüyor bana. Gülmesene! 'Issız Adam' fenomeni sırasında epey taciz etmişliğim var kendisini 'röportaj da röportaj' diye... "O kadar işkence yaptım sana, gel kahvaltıda konuşalım" diye rüşvet veriyor. Bir parmak bal, hesabı! İyi, peki. 'Issız Adam'ın bu kadar fenomen olması onu şaşırtmış, korkutmuş bir hayli, "İnsanlara fenalık geldi, bu kadar insanın gözüne sokulmaz ki! Artık görünmez olmak, saklanmak filan istiyordum" diyor. O fırtına sonrası nasıl hissediyor? "İstediğim her şeyi çekebiliyorum artık, istediğim herkesle çalışabiliyorum. En önemlisi bir seyircim var, beni izliyorlar, benim yolculuğumu takip ediyorlar. Buna şükretmemek nakörlük olur, ayıp olur" diyor. Neden, öyle sıkı bir aşk filminden sonra gerilim peki? "O zaman 'Neden Ulak?' diye de sorabilirsin. Bir nedeni yok, biriktirdiğim, kafamda tasarladıklarımı sırayla çekiyorum" diyor. 'Mustafa Hakkında Her Şey' tadı var mı bu filmde, yazılanlar doğru mu? Alakası bile yokmuş! Arada Smyrna'nın garsonu gülerek, kedilere 'fısfıs' yapmam için su veriyor, sonra sohbete devam... Çağan'ın, yıllar önce, henüz asistanlık yaparken oturduğu Beşiktaş'ta karşısına çıkıyor bu hikaye. Komşu apartmandaki, paranoid şizofren bir anne ile oğlunun hikâyesi bu. Ama bu gözlemleri kafasında kurguluyor elbette... Pencereden boş sokağa sarkıp kendi kendine konuşan, evden dışarı adımını atmayan bir kadın... Bu role Meral Çetinkaya'yı uygun görüyor. Ki, fragmandan izlediğim ve de Irmak'ın da söylediği kadarıyla Çetinkaya aşmış kendini. Oğlu rolünde Erdem Akakçe var. "Daha senaryoyu yazarken yüzler gözümün önüne geliyor" diyor oyuncu seçimlerini anlatırken... 'Cehennem bazen bir evin içine gizlenmiştir' sloganı filmi tam anlamıyla anlatıyor. "Bazen öyle olmaz mı?" diye soruyor. Peki beklentisi ne filmle ilgili? Önyargısız bir şekilde izlenmesi öncelikle ve beğenmeleri tabii ki! "Üstelik ben gişe rekortmeni bir yönetmen değilim! Düşünsene beş film yaptım, üçü neredeyse battı. Zaman zaman hayal kırıklığı yaratmama rağmen, beni bekliyor, merak ediyorlar. Teşekkür etmeliyim buna..." Yapımcısı, Most Production'ın patronu Mustafa Oğuz peki? "Filmi izlerken gözleri doldu, bana sarıldı ve hiçbir şey demeden arkasını dönüp gitti. Mustafa Oğuz bana gelip 'Şimdi de şöyle bir şey çekelim' diye ellerini ovuşturmuyor. Benim yolculuğumu izliyor, saygı duyuyor." Peki sırada ne var? Ağır kostümlü, büyük bütçeli bir Osmanlı hikayesi. Ooo daha neler konuştuk neler. Ama yerimiz bugünlük bu kadar. Kalkarken de şiddetle kınıyor beni: "Yani Şirin, ben o kadar kedi köpek severim, seninle birlikte kedi kışkışladım inanamıyorum buna!" Ya sorma, ben de kendime inanamıyorum Çağan!
BİZE ULAŞIN