TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
ŞİRİN SEVER

"Erkeğin baba olmak konusunda ısrar hakkı yok bence, karar kadınındır"

Dün akşam TV8'de Seda Akgül'ün 'Aramızda Kalsın' isimli programının çekimlerindeydim. Üstad Hakkı Devrim ve iletişim uzmanı, ex televizyon partnerim Ali Saydam'la birlikte... Konuk odasında Saydam'ı görür görmez tebrik ettim... Duymuşsunuzdur (duymadıysanız şimdi duyun!) Saydam 63 yaşında baba olmaya hazırlanıyor. Junior Saydam, dört ay sonra kucağında inşallah! Tebrik faslından sonra geçtim hemen 'müstakbel baba'nın karşısına, sordukça sordum. 'Bir huzur ver' dercesine söylendi o da: "Ben senin işine yaramam, şöhret değilim, ne diye soruyorsun bütün bunları?" Yemedim ben bunları tabii, yaptım hemen mini röportajımı. 63 yaşında baba olmak önemli, büyük cesaret isteyen, üstelik son derece merak edilesi bir iş. Nasıl sormam; sorup da sizlere aktarmam!

Ali Bey sürpriz bir bebek mi bu, planlı mıydı?
- Hayır, son derece planlı. Eşim 41 yaşında. Sonrasında bu iş zorlaşacağı için yapmak istedi. Sonuçta benim diğer evliliklerimden çocuklarım vardı, eşimin de en doğal hakkıydı çocuk doğurmak... Şunu söyleyebilirim sana, bu çocuk işi eninde sonunda kadınların meselesi. Bu sorumluluk kadına kalan bir şey, o yüzden karar onların.

Erkeğin söz hakkı olmamalı mı yani? Ya erkek baba olmak istemiyorsa?
- Erkeğin baba olmak istememe hakkı var tabii ki. O zaman kadın ille de çocuk sahibi olmak istiyorsa; boşanır, gider başkasıyla evlenir ya da sperm bankasına başvurur. Bu kadar basit. Asıl erkeğin, baba olma konusunda ısrar etme hakkı yok bence! Benim iddiam o.

Bu daha da ilginç. Söyler misiniz neden?
- Baba olmak için yanıp tutuşacaksın, tepineceksin, kadın da doğuracak ama gece sen kalkıp bakmayacaksın çünkü! Hele de erkek, benim gibi ileri yaştaysa, hak ne zaman vuku bulacak bilinmediğinden kadının o çocukla yalnız kalma ihtimali büyük. Türkiye'de yaş ortalaması 67 sanırım, çocuk yaptın diyelim, o dört yaşındayken çektin gittin... N'apacak o kadın? O yüzden de, o sorumluluğu onun yerine sen alamazsın.

O yüzden anne karar vermeli çocuk yapmaya, öyle mi?
-
Evet, benim naçizane kanaatim bu! Zaten bilinçli ailelerde öyle de oluyor. Hollywood'a bakın mesela; tüm ailelerde kadınların inisiyatifiyle çocuk yapılıyor.

'Çocuk annenindir' diyenlerdensiniz siz de?
- Kesinlikle! Velayet davalarına bakın... Mahkemeler, eğer anne çok zor ya da özürlü bir durumda değilse mutlaka anneye veriyor velayeti. Daha enteresan bir şey söyleyeyim; çocuğunu kurtarmak için kendini feda etmiş anne ve babaların sayılarını karşılaştırsak kaça kaç çıkar?

Var mı elinizde böyle bir veri?
- Yok ama tahminimi söyleyeyim; 99'a birdir bence!

Annelik içgüdüsel bir şey ve kimse önüne geçemez...
- Doğanın, Allah'ın kadına bahşettiği bir şey bu. Erkeğe 'donör' deniyor, yani verici. Spermini veriyor sadece, doğuran ise kadın. Buradan bile belli; sosyal açıdan, fedakarlık açısından, mahkemelerin kararları açısından belli her şey.

63'ünde baba olmak korkutmadı mı hiç; yaş farkı, kuşak farkı vs.?
- Artık onların hepsi eşimin meselesi. Burada başkasının adına kahramanlık yapmamak lazım. 'Bak yavrum doğur; benden sana bir hatıra kalsın', 'senden bir çocuğum olsun istiyorum', 'benim ve senin genlerinle büyüsün' gibi romantik numaraların hepsi çocuk doğduğu andan itibaren bitiyor. Çünkü kadın bir gerçekle karşılaşıyor, bakıma muhtaç bir şey var elinde... Hayvanlardaki gibi değil, kendi hayatını idame ettiremiyor bu varlık. Anne bakacak ona.

Bütün bunları düşünüp 'evet' dediniz siz de?
- Biraz da Charlie Chaplin'den cesaret aldım! Chaplin son evliliğini yaptığında benim yaşımdaydı ve bir ton da çocuğu olmuştu.

Ayıptır sorması eşinizle aranızda kaç yaş fark var?
- Eşim 68 doğumlu, 22 yaş fark var yani.

Kaç yıldır evlisiniz peki?
- 2005'te evlendik. Bu üçüncü evliliğim benim.

Kaçıncı çocuğunuz doğacak?
- Dördüncü çocuk.

Çocuklarınız yeni bebeği nasıl yorumluyor?
- Hepsi çok pozitif bakıyor. Aslolan şu; herkese proforma hayatlar önerilemez!

Ne demek o?
- Yani... 18 yaşında evleneceksin, 24 yaşında çocuk yapacaksın, üç çocuğun olacak falan gibi belli bir format yok artık. Bu formata uyan da yok! Standart hayatlar geçerli değil günümüzde. Mesela benim eşim 22 yaş küçük benden...

Yani bu doğal. Bunu mu söylüyorsunuz?
- Hayır, doğal demiyorum, o zaman bunu savunmuş olurum. Savunmuyorum hiçbir şeyi. Ben diyorum ki bu, yaşamın içinde var. Bu yüzden de 40 yaşına gelen kadının 'eyvah evlenemedim, eyvah çocuk yapamadım' diye panik yapmasını saçma sapan buluyorum. Emel Sayın, Ajda Pekkan gibi bir sürü örnek var. İnsan hayatı gayet keyifle ve en verimli şekilde nasıl yaşıyorsa doğru olan o kişi için odur! İnsanın kendisini ruhen ve bedenen en iyi hissettiği halidir aslolan. O yüzden 63 yaşında çocuk sahibi olmanın garipsenmesini garipsiyorum ben!

Kimsenin garipsediği yok, tersine herkesin cesur bulduğu ve merak ettiği bir şey. Ne hissettiğinizi anlamak ve aktarmak istedim...
- Çok iyi hissediyorum kendimi. Burada şu önemli tabii; eşim iyi hissettiği için iyi hissediyorum kendimi. Eşim iyi hissetmese, iyi hissetmem.

Çocuğunuzla aradaki yaş farkı korkutmuyor mu sizi?
- Tabii ki kendine göre bir hikâyesi olacak çocuğun. Beni ne kadar tanıyacak ve görecek bilemiyorum ama ben de dedemi hiç görmemişim. Ama onu gayet iyi tanıyorum ve biliyorum. İnsanın aitlik duygusunu yaşaması için ille de fiziki olarak birlikte yaşamak şart değil.

Yani çocuğunuzla böyle bir iletişim de kurabilirsiniz...
- Aynen.
BİZE ULAŞIN