ŞİRİN SEVER

New York, Paris, Londra... Hangisinde bu görgüsüzlük var?

Son yazımda (cumartesi) İstanbul'un Boğaz'a nazır tek konser mekanı (ki artık yazlık sinema olarak da kullanılıyor) Kuruçeşme Arena'da, konser sırasında yapılan gürültü denetimlerinden bahsetmiş ve şöyle yazmıştım özetle:
"Adı üstünde konser mekanı orası! Dünya starlarının sahne aldığı böyle bir mekanda konserler de zaten saat 23.30'da, bilemedin en geç 24.00'te bitiyor. Artık 'eğlenmeyin, evinize gidin' demeye getiriyorlar herhalde, böyle bir metropolde bu kadar da olmaz!"
Aynı gün CEO bir okurumdan mail aldım; kimliğini yazmamı ister mi bilemediğim için o kısmı es geçiyorum. "Yazı ve röportajlarınızı zevkle okuyorum, umarım aşağıdaki yazımı dostane bir tenkit olarak alırsınız" diyerek başlamış yazısına. Ben de yazdıklarını 'dostane bir tenkit' olarak algıladığım ve bazıları gibi küfür etmek yerine düzeyli bir üslup ve sorununu açık seçik anlatan bir dil kullandığı için size de aktarıyorum... Sonuçta her görüşün tartışmaya açılması gerekmiyor mu?

***

"New York, Paris, Londra da muhteşem şehirler ve hepsinin içinden de su geçiyor, hangisinde böyle bir görgüsüzlük var?
Kulüpler deniz kenarında diye, birileri yüz binlerce insana hayatı zehir etme hakkını nasıl kendinde görüyor?" diyen okur, şöyle devam ediyor: "Biz senelerdir bu vahşetle yaşıyoruz. Senelerdir acımız, kederimiz, hastamız, yaşlımız, çoluğumuz, çocuğumuz, ertesi sabah ameliyatımız, seyahatimiz, işimiz, gücümüz dinlemeden bu işkenceyi çekiyoruz. Ne uykumuz, ne huzurumuz, ne de yaşama zevkimiz kaldı. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir görgüsüzlük yok! Yunan Adaları'nda veya sadece eğlence için dizayn edilmiş İbiza'da dahi hiçbir şekilde açıkta müziğe müsaade yoktur, bütün kulüplerin üstü kapalıdır ve klimalıdır. Bu vahşetin Türkiye'ye katkı falan sağladığı da yok! Çırağan'a yerleştirdiğimiz yabancı misafirler manzarayı ilk gördüklerinde hayran oluyor, bir gece yattıktan sonra, sabaha kadar önlerinde bangır bangır müzik çalarak geçen teknelerden dolayı bir daha gelmeyeceklerini söylüyorlar. Bu arada size bu yazıyı Çeşme'deki evimizde, karşı sahilde 'ismi lazım değil' beach kulübünden, sabahın köründe beynimize balyoz gibi inen müzik eşliğinde yazıyorum..."
***

Bu maili ne tesadüftür ki, Çeşme'de tatilimi geçirirken alıyorum ben de... Keyifli bir Alaçatı akşamından sonra yazımı yazmak üzere saat 01.00'de bilgisayarımın başına oturduğumda ise, yine ne tesadüftür ki bu yazının 'anlam ve önemine uygun' şekilde büyük bir gürültü eşlik ediyor bana. Zira kaldığım otelin havuz başında bir TV kanalının canlı yayın çekimi devam ediyor ve ortalık müzik sesiyle bangır bangır inliyor. Uyuyor olabilirdim, hatta oda arkadaşım üfleye püfleye uyumaya çalışıyor. Hatırlatırım, saat 01.00! Gel de empati yapma şimdi sayın okurla! Yüzde yüz haklısınız. Kimseye de 'haksızsın kardeşim' demiyorum, diyemem. Kuruçeşme Arena'yla ilgili olarak savunduğum şey şudur:
Böyle bir konser mekanımız var, dünyaca ünlü starlar geliyor, bu konserlere katılan yüzlerce, binlerce insan var orada olmaktan keyif alan, e konserler de gece yarısını geçmeden bitecekse biraz müsamaha gösterilemez mi?
Biliyorum 'biz bunu birkaç gece değil her gece yaşıyoruz' diyeceksiniz... Ama İstanbul da dev bir metropol ve Boğaz'ın her köşesinden zaten gürültü akıyor. Saat sınırlamasıyla falan rahatsızlık minimuma indirilmeye çalışılıyorken zaten; ikide bir tehditvari davranışlar sergilemek, konser sırasında ses ölçümü yaparak gözdağı vermek gibi yollara başvurulması yanlış! Bütün söylediğim budur. O zaman taa en başından orası konser mekanı yapılmayacaktı! Boğaz'da gece kulübü açılmasına izin verilmeyecekti. Gezi teknelerinin bangır bangır müzik eşliğinde Boğaz'dan geçmesi yasaklanacaktı! Unutmadan... "Bu işin Türkiye'ye katkı sağladığı falan yok! Çırağan'da kalan bir daha gelmek istemiyor" demenin de bir yararı yok. Çünkü gece hayatını sevenler de İstanbul'a tekrar gelmek için can atıyor! Öylesi de var böylesi de. Bu bir kısır döngü yani.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN