Bazen insan ara vermek istiyor her şeye... Hayat biraz dursun, 'kal gelsin', koşturup durmayayım istiyor. Kaçmak, uzaklaşmak, kimseyi dinlememek, okumamak, yazmamak, düşünmemek istiyor. Bir nevi detoks. Ben de iki hafta 'kafa izni' verdim kendime. Ama ne oldu? Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer yine kürkçü dükkanı. Yine sahnelere dönmüş bulunuyorum işte. Peki sen böyle düşündün diye, hayat duruyor mu sanıyorsun? Asla! Sadece kendini kandırıyorsun... Baksanıza, her şeyden kaçayım derken neler yaşadım yine: Yeni yerler gördüm. Bu akşam 'nerede yesek acaba' dedim, dostlarımla buluştum. Onlara içimi döktüm. İşle ilgili görüşmeler yaptım. İzlemediğim filmleri izledim. Evdeki bütün birikmiş dergileri, gazeteleri, kitapları okudum. Hayal kırıklığına uğradım. Sonra 'boşver, iyi ki daha büyük şeyler yaşamadan yırttın' dedim! Bazı insanlardan nefret ettim, bazılarını ise çok sevdim. Aylar sonra ilk kez karşısına geçip televizyon izledim. Antalya'ya gittim, denize girdim, yüzdüm. Güneşlenirken şahane aşk romanları yazan Judith McNaught'tan bir kitap daha devirdim, kafamı boşalttım. 'Körler nasıl yemek yer, körlük nasıl bir şeydir' anlamak için körler restoranına gittim. Yarım saat dayanabildim! Hastalandım, baktım ki başa çıkamayacağım gece yarısı hastaneye gidip 'bana serum yapar mısınız?' dedim. Uzun zamandır ertelediğim sağlık kontrollerimi yaptım. En çok Sıla dinledim. Düşündüm... Çok düşündüm. Sonra 'nereye kadar düşüneceksin ya' dedim. İlginç insanlar tanıdım, her gün değip geçtiğim insanlara biraz daha zaman ayırdım, onlarla konuştum, sohbet ettim. Deniz kenarına oturup kahvaltı ettim, kahvemi içtim. 'Ne şanslıyım aslında' dedim. Kendi kendimin kulağını çektim. Sonra da bu liste böyle uzayıp gider, dedim...
BİZE ULAŞIN