ŞİRİN SEVER

Göbeğini kaşıyan gazeteciler!

* Ahmet Altan'ın yazısı...
12 yaşında bir kız çocuğu öldü Diyarbakır Lice'nin bir köyünde... Adı Ceylan'dı. Annesine 'makarna yap geliyorum' deyip dışarı çıktı. Beş dakika sonra annesi, çocuğunun iç organlarını eteğine koyarak taşıyordu.
Ceylan'ın vücudu, bir havan mermisiyle parçalanmıştı.
Savcı olay yerine vaktinde gitmeyi bile gereksiz gördü. Küçük kızın cesedi tam altı saat olay yerinde kaldı. Sahipsizdi resmen. İnsan yerine konulup ölümü doğru dürüst araştırılmadı bile... Çoğumuz sıradan bir olay gibi okuduk bu haberi, sonra da çevirdik gazete sayfalarını... Her zamanki duyarsızlığımızla 'yazık' deyip geçtik, kendi derdimize düştük yine. Umursamadık, ilgilenmedik, üç maymunu oynadık yine.
Hem insan tarafımız, hem gazeteci tarafımız körleşmiş miydi ne!
İşte Ahmet Altan'ın Taraf'taki köşesinde yazdığı yazı, kendimize gelmemiz için çok çok önemliydi. "Bu ülkede 'göbeğini kaşıyan adamlar' sanıldığı kadar çok değil ama 'göbeğini kaşıyan gazeteciler' tahminlerden fazla. Çocukların öldürülebilir olmasından rahatsız değiller" diyerek, soruyordu:

"BİR GAZETE NEYE YARAR VURULAN BİR ÇOCUĞUN HESABINI SORMAZSA?"
Söylesenize, sahiden ne işe yarar bir gazete? Şöyle devam ediyordu Altan: "...Bir sosyal demokrat, bir siyasetçi, bir insan olan Deniz Baykal 'Kürt açılımının içi boş, doldursunlar konuşalım' diyordu. Ceylan'ı vuran roket, o açılımın içini dolduramıyorsa hiçbir şey dolduramaz. Açılım denilen şey bu işte Deniz Bey." Aslında bu sözler, o havan mermisi gibi vicdanlarımızı parçalamalıydı. Peki söylesenize, parçaladı mı?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN