ŞİRİN SEVER

Mardin'de üç gün üç gece

En son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim: Uykusuzluktan gözlerim açılmaz hale gelmiş, vücudum yorgunluktan iflas etmiş, karnım yemek yemekten şişmiş, ayaklarım zonkluyor olabilir ama kalbim Mardin'de kaldı. Bunca yıldır eşeklik edip de gitmemekle çok ayıp etmişim, kendime haksızlık etmişim, çok şey kaçırmışım meğer... Acayip bir yer Mardin. Hakikaten büyülü; lafın gelişi falan değil, resmen öyle! Üç gün boyunca, nereden nereye gitsek, uçsak da nerelere konsak, oraya da yetişsek, buraya da baksak diye kendimizi kaybettik arkadaşlar. Yazılacak çok ama çok şey var. O yüzden en baştan başlamalı, ilk önce sebebi ziyaretimizi anlatmalı, 'nasıl oldu da kendimi orada buldum'un hesabını vermeli. Efendim olay şudur: Bendeniz gazete sayfaları arasında 'hangi Mardin turunu seçmeli' diye dolanıp dururken, hatta ve hatta eşlik edebilecek dostları ayartmaya çalışırken ünlü ressam Fikret Otyam'ın kızı Döne Otyam aradı, "Mardin'de güncel sanat sergisi yapıyoruz, katılır mısın bize?" dedi. 'Keşke Allah'tan başka şey dileseydim' bile demedim, sabahın köründe atladım uçağa. Nereden mi çıktı bu sergi? 2010 yılında çok daha kapsamlı yapılacak bir sanat etkinliğinin provası sayılabilecek bir etkinlik bu: Mardin Güncel. Tıpkı İstanbul'daki gibi, iki yılda bir düzenlenecek bir bienal. Adı da, bir sergiye katılacak sanatçıların kullandığı kelimelerden oluşuyor: 'Davetinizi Aldım, Teşekkürler' Amaç ne? Neredeyse bir açıkhava müzesi olan, herkesi büyüleyen, dinlerin, dillerin beşiği böyle bir şehirde kültürel hareketlilik sağlamak, burayı çekim merkezi haline getirmek, uluslararası camia ile bölge sanatçılarını kaynaştırmak. İşte bu sergi, bütün bunların ilk adımı. E daha ne olsun? Şahane bir şehir, şahane bir fikir! Organizasyon, Mardin Valiliği ve GAP İdaresi Başkanlığı'nın destekleriyle yapılıyor; 30 Kasım'a kadar da sürecek. 15 yerli ve yabancı (şarap listesi gibi oldu!) sanatçının eserleriyle katıldığı sergiyi, Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz açtı, ilgi büyüktü. İşin sanat kısmı bir yana... Hem gala gecesi, hem de serginin açılışı için öyle mekanlar seçilmiş, öyle bir ambiyans yaratılmıştı ki, büyülenip kalmamak, etkilenmemek mümkün değildi. Bunlardan biri Antik Dara Harabeleri, diğeri de 14. yüzyıldan kalma Kasımiye Medresesi'ydi. Ve tek kelimeyle masalsıydı her şey..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN