ŞİRİN SEVER

Ne yenir, ne alınır?

Öncelikle... Sıla dizisinde Boran Ağa'nın (Mehmet Akif Alakurt) işyeri olarak kullanılan, tarihi postane binasının karşısında Yusuf Usta isimli kebapçıyı bulun mutlaka. Orada oturun, baş garsonunun şovunu izleyin ve cevizli kebap yiyin, bakır taslarda kepçeyle köpüklü ayran için. Fıstıklı kebabı duymuştum da cevizlisini ilk kez tattım. Nefisti, nefis. Cevizi haşlayıp koydukları için de çok hafifti.
Gittiğiniz her yerde, çok koyu ve tadı acı çaylar gelecek önünüze, çünkü kaçak çay içiyor herkes... Turistik bir kahvehanenin tabelasında gördüm, "Çayımız kaçaktır, sevdamız gibi..." yazıyordu. Gerçi artık 'kaçak çay' diyenlere çok kızıyorlar; 'ithal çay'mış efendim onun adı!
Tüm Arap coğrafyasına özgü olan acı kahve 'mırra' içmeden dönmeyin! Ama onun da bir ritüeli var. Mırra fincanı masaya konulmuyor, elinize veriliyor ve cezveden içine azıcık kahve dökülüyor, bunun da bir dikişte içilmesi şart. Geleneklere göre mırrayı içmeden fincan masaya konulmamalı! Koydunuz diyelim benim gibi; ya mırra ikram edeni evlendireceksiniz ya da yüklü bahşiş bırakacaksınız. Takdir edersiniz ki garsonu evlendirecek vakit yoktu, bahşişle yetindiler.
Kurutulmuş karpuz çekirdeği, ayrıca badem şekeri, cevizli sucuk mutlaka alınması gerekli...
Meşhur kuyumcu ve gümüşçülere uğranacak, Mardin'in meşhur gümüş işlemesi 'telkari' alınacak. Zaten Mardin uçağını biri çevirseydi eğer; içindekilerin Mardin yolcusu olduğunu şıp diye anlardı! İstisnasız tüm kadınların kulaklarında, ellerinde, boyunlarında beyaz beyaz gümüşler; erkeklerin boyunlarında poşular vardı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN