ŞİRİN SEVER

Bir çift bacak erkeğin aklını başından almaya yeter mi?

Evet, yeter! Hatta yeter de artar bile. Bu kadar kesin söylüyorum işte. Nereden mi biliyorum? Tecrübeyle sabit çünkü. Yok benim bacaklar değil söz konusu olan! Sadece her kadın bir şeyler uğruna terk edildiği için çok net bilir bu acı gerçeği. Tamam, bir çift bacak olmaz da bu, ne bileyim bir çift meme olur, güzel bir Lopez kalçası olur, cilveli iki konuşma olur, dışı havalı içi kof bir vücut olur, fark etmez yani onlara... Uğruna her şeyi terk edeceği bir şeyler bulur erkek nasıl olsa. Nereden çıktı bu mevzu diyeceksiniz şimdi. Hemen anlatıyorum... Başrolünü Nurseli İdiz'le paylaştığı 'Evliliğe Gelinceee' isimli bir oyuna başladı Can Gürzap. Henüz izleme fırsatım olmadı ama okuduğum kadarıyla; bir karı-koca arasındaki ihanet ve sadakat tartışmaları ekseninde gelişiyor konu. Paul rolündeki Can Gürzap mutlu bir evliliğe sahip. Ancak aile dostlarının güzel kızı evlerine misafirliğe gelince, olanlar oluyor... Buraya kadarı tanıdık, bildik ve klasik. İlginç olan, Can Gürzap'ın yeni oyun bahanesiyle verdiği röportajda sarfettiği sözler. Lafı hiç dolandırmadan şöyle diyor Gürzap: "Sütun gibi bir çift bacak her erkeğin aklını başından alır ve en güçlü evliliği bile yıkabilir..." Budur işte! Bu kadar basittir erkeklerin gerçeği! Olgun, yaşamış, görmüş, geçirmiş bir erkek hiç çekinmeden, yan yollara sapmadan, eğip bükmeden açıklıyor, "Ben de dahil kimse kendisini baştan çıkaran bir kadına karşı koyamaz" diyor özetle. Daha ne desin adam? Erkek dediğin beyniyle/kalbiyle değil, belinin altındaki organıyla düşünür... Onu böyle kabul edecek, ona göre davranacaksın demek. Bunu kabul ettin mi, hayat kolaylaşır, daha az üzülürsün, demek. Söylediklerinin altına bir parantez de açıyor Gürzap, ekliyor hemen: "Ama aklı başında bir erkek, sadece güzel ve seksi olan, zekasına saygı duymadığı bir kadını günübirlik olarak görür. Onu yanında taşımaz. Hatta işi bitince yataktan atmak ister. En azından ben öyle yaparım." Bu da güzel! Sen işini bitirince yataktan atacaksın da, hayatındaki asıl kadın, 'sevdiğim' dediğin kadın, yola devam etmek istediğin kadın ne yapacak söylesene? 'Bir gecede yataktan attı nasılsa' deyip kaldığı yerden devam mı edecek her şeye? Büyük aşk yaşayan, birbirlerinden vazgeçemeyen bir adamla kadın tanıdım ben... Yıllarca onun memesi, onun bacağı, onun havası diye önüne gelenle yatan bir adam ve ondan vazgeçemeyen keriz ötesi bir kadın... (Kendisine de söyledim keriz olduğunu, merak etmeyin!!!) Kadın her kaçamağı öğrendiğinde; adam 'günübirlikti' dedi, 'önemi yoktu' dedi, 'o biyolojik bir şeydi, seni ise seviyorum' dedi, idare etti her şeyi. Sonunda sevdiği kadının en yakın arkadaşına bile sarkıp 'bir gecelikti' diyebilecek kadar bokunu çıkardı pislik. En komiği de ne biliyor musunuz? Kadının bunu bile 'anlamasını' bekledi. Anlayacak bir şey yoktu artık; bitti. İşte ilişkilerin çıkmazı da bu: Ya erkeklerin bu basit matematiğini kabul edeceksin, 'nasılsa günübirlik' deyip görmeyecek, duymayacak, önemsemeyeceksin ve bunu hayatının merkezine koymayacaksın.... Ya da 'yalnız kalırım en güzeli bu' diyeceksin. Söylesenize siz hangisini tercih ediyorsunuz?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN