ŞİRİN SEVER

Ünlülerin 'EN'leri

Bu arada on program olmuş madem, hemen size bir karne çıkarayım; bakın bugüne kadar programda neler olmuş neler:

EN YARDIMSEVER: Allah için Yalın'dı! İlk programı onunla çektik, hiç ikiletmedi, bana yapabileceği en iyi şeyi yaptı, o yüzden de benim kıymetlim oldu. Futbola ve play-station'a merakı malum; topladı arkadaşlarını halı sahada maç yaptı, ben de hakemlik. O sert şutlardan zor kaçtım valla. Sanatçının zeki, çevik ve sporcu olanını severim ben!

EN SPORCU: Eskiden balık eti kıvamının biraz daha üzerinde bir hatunken, spor ve azmi sayesinde gayet fit bir kadına dönüşen Ziynet Sali! Yıldız Parkı'nda yaptığı sabah koşusuna beni de davet etti. O koşarken çekim yapmak zordu, haliyle ben de koştum. Bütün hafta kas ağrısından inledim, o ayrı.

EN DOĞAYA DÜŞKÜN: Bilmeyen kaldı mı; Cemal Hünal tabii ki! 'Issız Adam'ın müzikleri hazır hafızalardan silinmemişken bir müzik sohbeti iyi giderdi. At bindiği çiftlikte, en büyük tutkusu atlarla görüntüledik onu. İşin kötüsü, atların boyu benim boyumu bile geçiyordu, yine de binmeye çalıştım. Sonrası mı? Korkacaksan niye bindin değil mi!

EN ŞEKER/SEVİMLİ: Soğuk ve snob sanırdım, meğer dünya tatlısı biriymiş. Sıla'dan bahsediyorum. Açık sözlü, kompleksiz, harbi bir kızmış; ilk kez program sayesinde tanıştık. Albümüne bayılmıştım, kendisine de bayıldım. Bebek'te vakit geçirmeyi severmiş; biz de 'üç beş tur atar, bi de sinema yaparız' dedik, Bebek'in altını üstüne getirdik.

EN TANGOCU: Aşkın Nur Yengi! Ara ara konserlerde tango gösterisi yaptığında 'şovun parçası' sanmıştım meğer ciddi ciddi ders alıyormuş. Hiç ikiletmedi, hocasını da ikna edip özel dersine davet etti. File çorapları, tango pabuçları, makyajı, saçı başı ile nasıl özenli, nasıl zarif ve hazırlıklıydı. Kalbimi fethetti ne diyeyim...

EN REKABETÇİ: En son beş yıl önce tenis raketini eline alan zavallı beni, teniste yenmeye kalktığı için Ferhat Göçer! Kortta çok eğlendik, çok güldük ama iki gün kendime gelemedim. Belim sakat, bana tenis yasaktı oysa.

EN MAHALLELİ: Kanlıca'ya aşık Mustafa Ceceli. Evi orada, stüdyosu orada, 'ille de Kanlıca'ya gelin' diye tutturdu. Bir sabah erkenden yollara düştük, deniz kenarında, sisli bir İstanbul sabahında çay keyfi yaptık. İnanılmaz güzeldi sabahın o saatini yaşamak, Kanlıca yoğurdu da şahaneydi valla!

EN PATENCİ: Barbaros Meydanı'nın ortasında, kimseyi umursamadan patenleriyle kayan Burcu Güneş! Meydandaki kaykaycı gençlik bile ona hayran kaldı. Sonra dörtlüleri açık bıraktığı için cipinin aküsü bitti ama en ufak sinirlenme belirtisi dahi göstermedi. Bu ne sakinlik! Beni kırmadı, 14 Şubat'ta Selami Şahin'le çıkaracağı single'daki o şahane şarkıyı da restoranın ortasında bağıra bağıra söyledi. O ne sesti Allahım! Olay olacak bu şarkı, unutmayın.

EN ÇİÇEĞİ BURNUNDA ŞARKICI: O da bizim Ayşe Özyılmazel elbette! Biz onu Nişantaşı kızı biliyorduk, meğer Beyoğlu ve Asmalımescit'ten çıkmazmış. Kendimizi emanet ettik ona, takıldığı mekanları bir bir gezip dolaştık. Çok eğlendirdi bizi çoook. Sürprizlerimiz, aktivitelerimiz devam edecek. Bizi izlemeye devam edin!
BİZE ULAŞIN