ŞİRİN SEVER

Evlendiğimde öyle küçüktüm ki meğer ben hiç 'ben' olmamışım!

Bir yaz tatilinde, Bodrum Ev Otel'de görmüştüm Defne Samyeli- Eren Talu çiftini. Manzara şöyleydi: İncecik, güzel, kariyerinin doruğunda, şahane bir kadın... Ve onun üzerine titreyen, karizmatik, başarılı, aşık bir adam. Etraflarında çocukları, dostları vardı; gülüp eğleniyor, yazın tadını çıkarıyorlardı. Elimde değildi, gözlerimi alamamıştım bir türlü onlardan... 'Ne hoş tablo' diye dönüp dönüp bakmıştım utanmadan! Sonra Defne Samyeli; Ali Kırca ve ekibi gelince Show'daki ana haber koltuğunu bırakmak zorunda kaldı. Arkasından eşi, mimar Eren Talu GS Seyrantepe Stadı projesi ihalesini kazandı ama hayatları resmen karardı. Başlarına gelenleri biliyorsunuzdur; borçlar, hacizler vs... Felaketler bu kadarla da kalmadı. Bir sabah kalktık, Eren Talu'nun aldatma hikayeleri vardı gazetelerde! Şaşırmayan oldu mu peki? Ben kendi adıma çok şaşırdım; çünkü pek çoğumuz için 'peri masalı' gibi bir hayattı onlarınki. Bütün bu süreç boyunca hiç konuşmadı Defne Samyeli; soğukkanlılığını korudu, acayip olgundu. Ancak dava dosyalarında yer alan ne varsa, bir bir ortalığa saçıldı. Birtakım psikolojik tacizlere de uğrayınca, 'uzaklaştırma' kararı istemek zorunda kaldı eşi için. Bu arada sürpriz biçimde, ekrana ilk çıktığı yıllarda çektiği bir klip internet sitelerine servis edildi; leoparlı kıyafetiyle şov yapıyordu Samyeli. Bunlar ne gizli çekimdi, ne de utanılacak işlerdi ama 'ayıp' gibi sunulmuştu medyaya. Kolay değildi yani yaşadıkları; hayatı resmen talan edildi. Aradan iki yıl geçti, yaralarını sarmaya başladı Defne Samyeli; hatta ekrana dönüyor 3 Mayıs'ta atv'de başlayacak programıyla. Bu bahaneyle ikna ettim onu ama en çok da 'hayatı talan edilen' bir kadın olarak neler yaşadığını öğrenmek istedim. O yine mağrur, olgundu; davayı etkileyecek hiçbir şey söylemek istemedi ama bir kadın olarak ne hissettiğini, bu süreçte neler öğrendiğini paylaşmadan edemedi. Peşin peşin söyleyeyim, anlattıklarından çok etkilendim. Her kadının okuması gerektiğini düşünüyorum. O yüzden pazar röportajı bugüne de sarktı!
14 yıllık bir evlilik bittiğine göre özgürlük duygusu var mı? - Evlilik kafamda bittiği andan itibaren hayattaki her seçimimde özgür bir kadınım artık! Bu sadece başka bir ilişki yaşamak anlamında değil; evliyken hayattaki her kararı iki kişi için alıyorsun çünkü. Kabul edeceğin işten gideceğin yere, bazen yiyeceğin yemeğe kadar artık 'ben' değil 'biz' oluyorsun, ona göre yaşıyorsun.
'Ben' olmak nasıl geliyor şimdi size? - Çok farklı geliyor çünkü anladım ki ben hiç bir zaman ben olmamışım (gülüyor)... 22 yaşında evlendim, çok küçükken çalışmaya başladım. O tek başınalık sürecini hiçbir zaman yaşamadım. Çok kuvvetli bir anne egemenliğinden evli bir kadına geçtim, hiç yalnız kalmadım. Onun için şu anda kendimi yeni baştan tanıyorum diyebilirim..
Bazıları 20'li, 30'lu yaşlarında geçirir bu süreci. Sizse, tam tersine 35'inden sonra? - Sana komik bir şey söyleyeyim; hayatta ilk kez yemek yapmaya ve öğrenmeye başladım. Hatta elim yanık (elini gösteriyor) ve akşam yemeğe misafirlerim var. O kadar küçük yaştan beri o kadar yoğun çalışıyorum ve akşamları ya da gece ekranda oluyordum ki, evde hep yardımcım vardı. Hiç ilgi alanıma girmemiş yemek yapmak!
Peki yemek kursuna falan mı gidiyorsunuz? - Gülme ama erkek kardeşimden tarif alıyorum çünkü o hep daha meraklıydı. Geçenlerde bana pilav yapmayı öğretti. Çocuklar da çok mutlu çünkü devamlı pasta yapıyorum evde! Bu yeni işi kucaklayarak kabul etmemin nedenlerinden biri de eve geç dönmeyecek olmam zaten. Çocuklar, yanlarında olmam gereken bir zaman geçiriyorlar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN