SAİT GÜRSOY SAİT GÜRSOY

Kadına şiddet ve eğitim

Geçtiğimiz günlerde herkesi derinden sarsan bir olay yaşandı. Emine Bulut, artık Özgecan gibi binlerce insanın zihnine bir daha hiç çıkmamak üzere büyük bir acıyla kazındı.
Artık neredeyse her gün bunun gibi vahşet haberlerini duymamıza rağmen bu sefer ilk defa en trajik ana, onun çığlıklarına, korkusuna, küçük kızınınsa çaresizliğine ve dehşetine tanık olduk. Bu yüzden bu sefer diğerlerinden farklı olarak okuyup geçtiğimiz bir haber olmaktan çıkıp direkt şahit olduğumuz, yüzümüze çarpan bir olay halini aldı, bizi daha derinden sarstı. Bu hassas konuyu, Uzman Klinik Psikolog Beliz Ereren ile masaya yatırdık.
Kadın cinayetlerinin bu denli artması ve insanların artık ayaklanmalarının en büyük nedeni mahkeme süreci ve sonunda verilen cezalar oluyor. Suçlu, yaptıkları ne kadar ağır da olsa sadece mahkeme günü giydiği kıyafet, taktığı bir kravat, pişmanlık sözleri ya da öldürdüğü, darp ettiği kadın hakkında söylediği küçük düşürücü sözler sonucunda neredeyse ceza almadan sıyrılıyor, aklanıyor. Bütün bunlar bir taraftan insanların inançlarını kırarken diğer taraftan da bunları yapanların kendilerini haklı, güçlü hissetmelerine neden oluyor.
Suçluların nasıl cezalandırılması gerektiğine odaklanmak kadar kadına şiddetin önüne nasıl geçebiliriz diye de düşünmemiz gerekiyor.
Evet, işlenen suçlar sonrası verilen cezaların insanlar üzerinde caydırıcı bir etkisi oluyor. Ancak, bu olayların önüne gerçekten geçmek istiyorsak soruna kökten müdahale etmemiz, neden toplumun bu hale geldiğini anlamamız gerekiyor. Aslında cevabı bulmak çok da güç değil. Daha küçük bir çocukken yaptıklarının sorumluluğunu almayan, her şeyi kendine hak gören erkek çocuklar yetiştiriyoruz.

ANNELİK-BABALIK ÖNEMLİ
Özellikle erkek çocuklarımızı sevgi ve adalet mekanizmaları çerçevesinde büyütmek yerine içlerindeki şiddeti büyütüyoruz. Onlar kendilerini şiddetle ifade ettiklerinde, bir şeyleri yıktıklarında onları engellemiyoruz. Üstüne, onların önünde bizler bir şeyleri kırıp döküyoruz. Unutmamak gerekir ki, çocuklar en başta anne babasını örnek alarak, onları izleyip taklit ederek öğrenir. Bu şekilde büyüyen kişiler de kendilerini yetersiz hissettikleri ilk anda şiddete yöneliyorlar. Çünkü toplum olarak kendimizi nasıl ifade edeceğimizi bilmiyoruz.
Eğer bir şeyleri gerçekten değiştirmek istiyorsak toplum olarak birlikte hareket etmemiz gerekiyor.
Bunun yolu da her zamanki gibi eğitimden geçiyor. Kadına şiddeti sonlandırmak için öncelikle okullarımıza, orada verilen eğitime bakmamız gerekiyor. Bu yaşananlar bizlere eğitimde de bir şeylerin yanlış gittiğinin göstergesi. Bu amaçla özellikle ilk ve orta öğretim derslerinde düzenlemeler yapılmalı. Çocuklar bütün eğitim hayatları boyunca adalet, eşitlik, kardeşlik, sevgi, saygı, vicdan, dayanışma gibi insani değerlerle çevrilmeli.
Okul, sadece matematiğin, dilbilgisinin öğrenildiği yer olarak görülmemeli, böyle bir misyonu olmamalı okulların. Çocuklarımıza, okula daha ilk adımlarını attıklarında insan haklarını, kadın erkek değerlerinin eşitliğini, hiçbir şiddetin kabul edilemez olduğunu, kendilerini nasıl ifade edeceklerini öğretmeliyiz.
Ancak bunları öğretirsek bir şeylerin yoluna girmeye başladığını görebiliriz. Toplumun büyük çoğunluğuna yayılmış bir davranışı, bir algıyı değiştirmek istiyorsak, bunu sadece eğitimle yapabiliriz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN