NİHAT HATİPOĞLU NİHAT HATİPOĞLU

Peygamberimiz'in (s.a.v.) kadınlara bakışı

O şöyle buyuruyordu: "En hayırlınız ailesine en iyi olandır. Biliniz ki kadınlar Allah'ın bize teslim ettiği emanetlerdir." Kadınlara karşı son derece nazik ve anlayışlıydı. Kırılmamalarına dikkat ederdi.Hatta bir seferinde kadınları camdan yapılmış şişeye benzetmişti.
Kadınlara şiddet kullanan erkekleri ikaz etmiş ve bunun anlayışla karşılanamayacağını belirtmişti. "Kadınları dövmeyin, hakaret etmeyin, bu konuda beni esas alın, ben hayatım boyunca hiçbir kadına el kaldırmadım" buyurarak bu husustaki hassasiyetini ortaya koymuştur.

KADINLARI DÖVEMEZSİNİZ
Kadınları dövenleri şu sözlerle eleştiriyordu: "Kadınlarınızı bir hayvanı döver gibi dövüyorsunuz. Sonra da akşam olunca utanmadan beraberce yatıyorsunuz." Eşlerinden şikâyetçi olup O'na şikâyete gelen kadınları dinlemiş ve onlara hak vermişti.

KADINLARA ÖZEL SOHBET

Kadınları, Efendimizden kendilerine bir gün ayırmasını, zira İslam'ı yeterince öğrenemediklerini söyleyince sohbetlerinden birini kendilerine ayırmıştır. Ve bu haftada bir devam etmiştir.

EŞLERİYLE KADINLARI BİLGİLENDİRİYOR
Hz. Peygamber'in (s.a.v.) eşlerinin bir kısmı -başta Hz. Aişe olmak üzere- kadınların eğitimini üstleniyorlardı. Peygamberimiz'den (s.a.v.) öğrendikleri bilgileri kadınlarla paylaşıyorlardı.
Aslında Peygamberimiz'in (s.a.v.) her eşinin bir görevi vardı. Çocuklar için yardım amaçlı patik ördürüp sattıran, özel sohbetlerle kadınları yetiştiren, kadınlara ait suffa'da -bir nevi üniversite- kadınlara sohbet veren, aile içinde kadının sorumluluk ve yetkilerini anlatanlar hep Hz. Peygamber'in (s.a.v.) eşleriydi. Bu açıdan bakıldığında bile Hz. Peygamber'in (s.a.v.) çok evliliğinin amacı anlaşılabiliyor. Çünkü O bir peygamberdi ve hiçbir işi -eğitim dahil olmak üzere- şansa bırakmazdı.

KADINLARA KARŞI SABIRLI OLUN
Bazı kadınlarda olabilecek kıskançlık, geçimsizlik, her söze cevap verme, dikbaşlılık, sertlik, inatçılık gibi huylara karşı erkekleri anlayışlı olmaya davet ederdi. Kadınları rencide eden, onur zedeleyen, kırıcı olan söze müsaade etmezdi.
Kadınlarımızın hoşuna gitmeyen bir huyu varsa, hoşuna gidecek huyu da vardır. İyi olan huyunu daha öne çıkarın diyerek beraberce yaşamın püf noktalarına işaret ediyordu.

BABALAR KIZLARINI DÖVMESİN
Hz. Peygamber'le (s.a.v.) eşi Hz. Aişe arasında -her karı koca arasında olabilecekbir tatsızlık çıkmış, bu arada Hz. Aişe sesini yükseltmişti. Efendimiz (s.a.v.) alttan alarak onu sakinleştirmeye çalışırken, dışarıdan gelen Hz. Ebu Bekir kızının sesini duydu. Hz. Aişe'nin babası olan Hz. Ebu Bekir (r.a.) içeriye hışımla girerek kızının üzerine yürüdü. Hz. Aişe'yi tokatlayacaktı ki Hz. Peygamber (s.a.v.) araya girip Hz. Ebu Bekir'e engel oldu. Elini tuttu ve "Sen karışma Ebu Bekir!
Biz problemimizi çözeriz" buyurdu.
Hz. Ebu Bekir çıktığında ise Efendimiz (s.a.v.) eşine dönerek şöyle buyurdu. "Gördün mü Aişe seni adamın -yani babanın- elinden nasıl kurtardım." (Ebu Davud, edeb,4999)

EV İŞLERİNDE DESTEK OLUN
Bir ara Hz. Aişe'ye soruluyor. "Hz. Peygamber (s.a.v.) evde iken ne yapardı" diye. Hz. Aişe O'nun ev işlerine olan katkısını şöyle aktarıyor: "Ayakkabılarını tamir ederdi. Elbiselerini yamardı. Bazen yemeğini yapardı."
Bizim yapamadıklarımızı yapardı aslında.
Kendinizi bir an önce düşünün. Ayaktasınız, belki de mutfaktasınız. Ama eşinize dönüp kendisine 'Bana su versene' diyorsunuz.
Pijamanızı çıkarırken yere fırlatıyor ve; hanım toplayıver diyorsunuz. En nazik olanımız böyle iken geçimsiz olan beylerin neler yaptığını ise siz hesap ediniz.

KADINLARIN SORULARINI KINAMAZDI
Medineli kadınlar sosyal hayatta son derece rahattılar. Akıllarına gelen soruları, Hz. Peygamber'e (s.a.v.) açıkça sorabiliyor ve cevabını merak ediyorlardı.
Çoğu kez Hz. Peygamber'in (s.a.v.) eşlerini sorularında aracı yapıyorlardı. Utandırıcı sorularda bile Peygamberimiz (s.a.v.) büyük bir enginlik içinde cevapları veriyordu.
Medine'de bir gün şöyle bir olay cereyan eder: "Ümmü Süleym isimli bir kadın bir gün Hz. Peygamber'e (s.a.v.) gelir ve 'Ey Allah'ın elçisi! Bir kadın rüyasında erkeğin rüyada gördüğü gibi bir şey görür de sonra ihtilam olursa yıkanması gerekir mi?' diye sorar. Orada bulunan Hz. Aişe, bu sorudan utanır. Ve parmağını ısırıp. Soru soran kadına şöyle der: "Ey Ümmü Süleym. Kadınları rezil ettin. Allah canını almasın."
Hz. Peygamber (s.a.v.) eşinin bu çıkışını hoş görmez. Ve şöyle cevap verir: "Bırak onu. Ensar kadınlar (Medineli kadınlar) fıkıhtan soru soruyorlar. Evet Ümmü Süleym, bu durumdaki kadınların gusül yapması gerekir."
Hz. Peygamber (s.a.v.) kadınların yaşamdan soyutlandıkları, itibar kaybı yaşadıkları, insan yerine konulmadıkları, hayatın içinde işlevsiz kılındıkları bir dönemde onları onurlandırırdı. Hayata ortak yaptı. En önemli konularda onlara danıştı. Onları dinledi, ciddiye aldı. Onların bayram, cuma ve cenaze namazları kılmalarına müsaade etti. Camiye, cemaate girmelerini teşvik etti. Onları hayata, yaşama ortak yaptı. "Kadın ve erkek bir bütünün iki eşit parçasıdır" buyurdu. Kutlu doğum günlerinde O'nu yeniden hatırlıyoruz. Anıyoruz. Anlıyoruz. Özlüyoruz. Yolunu yol biliyoruz. Sevincini sevincimiz, üzüntüsünü üzüntümüz biliyoruz. Sana sonsuz salat ve selam olsun.

MEZARDAKİLER DİRİLİNCE
İbrahim bin Ethem
der ki: Bir gece rüyamda kabristanı gördüm. Kabristanda gezinirken bir mezarın yarıldığını ve ihtiyar birinin o mezardan çıktığını gördüm. Merak ettim. Adama yanaştım. Dedim ki; 'Arkadaş!
Sen mezardan çıktın. Belli ki ölüsün. Peki Yüce Allah seni nasıl karşıladı.' İhtiyar adam şöyle cevap verdi: 'Ben Yüce Rabbe takdim edildim. Amellerimle beraber Allah'a sunuldum.
Yüce Allah beni affettiğini bildirdi.
Meğer beni üç şey için affetmiş:
1- Bana dedi ki; Sen benim sevdiklerimi sevdin.
2- Sağlam bir imanla bana döndün.
3- Sen bana saçı-sakalı beyazlamış bir ihtiyar olarak döndün. Ben saçı-sakalı yolumda ağarmış olana azap etmekten utanırım, dedi. Ve beni affetti.
Adam bunu söyledikten sonra tekrar mezarına geri döner.

BİZE ULAŞIN