Türkiye'nin en iyi haber sitesi
NİHAT HATİPOĞLU

Hadislerin Kur’an’a sorulması hikâyesi

Bazı kitaplarda şöyle bir rivayet yer alır. Güya Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuş: "Size herhangi bir hadis intikal ettiğinde onu Kur'an'la karşılaştırın. Eğer Kur'an'a uygunsa onu alıp onunla amel edin. Yok eğer Kur'an'a uygun değilse onunla amel etmeyiniz ve onu reddedin." Bu şüpheli rivayeti alanlar bunu kullanarak Hz.
Peygamber'in (s.a.v.) hadislerinden kendilerince Kur'an'a uymayan rivayetleri rahatça reddetmeye başladılar. Bu tehlikeli yolla mesela 5 vakit namazı, zekâtın miktarını ve binlerce hükmü kolaylıkla yok sayabiliyorlar. Delilleri de şüpheli bir rivayet.
Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Kur'an-ı Kerim'e aykırı bir şey söylemeyeceği zaten ortadadır.
Ancak Kur'an-ı Kerim'in mücmel -kısaca haber verdiği birçok konu peygamberimizin beyanı, detaylandırması- ile açıklanmıştır. Ancak; -sünnetin Kur'an'a arzı- iddiasıyla ortaya atılan bu rivayet; bu niyette değil, sünnetin tümünün keyfi olarak ve hem de şaibeli bir rivayetle reddedilmesi niyetiyle kullanılmıştır. Tehlikeli olan budur.

Rivayetin yorumu
İmamı Şafii (v: 204) bu rivayetle ilgili şöyle der: Bu hadisi, hadisine itibar edilecek bir kimse rivayet etmiş değildir. Bu hadis meçhul bir adamdan (ravi Halid) rivayet edilen munkati bir rivayettir.
Biz böyle rivayetleri değerli kıymet ifade eden bir şey olarak saymıyoruz. (Suyuti, Miftah, 34-36) Şafii'nin sözünün benzerini, Beyhaki (v:458) ve benzerini İbn Hacer (v: 852) de söyler. Acluni (v: 1162) bu rivayetin senedlerinin problemli olduğunu söyler. Sağani (v: 650) hadis uydurmadır, der. Heysemi (v: 807) bu rivayetin ravilerinin terk edildiğini -sözünün alınmadığınısöyler.
Ravilerden biri Vehb bin Münebbe'nin oğludur.
Darekutni (v:385) ve İbn Main (v: 233) bu hadislerde geçen ravilerin çoğunu eleştirirler.
İmam Kurtubi (v: 671)bu rivayetlerin tümünü batıl kabul eder. Bu hadis batıldır, aslı yoktur, der.
İmam Şatıbı (v: 790) bu konuda şöyle bir yorumda bulunur: 'Hadisin Kur'an'a arz edilmesi rivayeti doğru olsaydı olay şöyle olurdu; 'Hadis ya Allah'tan gelen sırf (katıksız) bir vahiydir. Veyahut Kitab ve sünnetten vahye dayanan Hz.
Peygamber'in (s.a.v.) içtihadıdır.
Bu hallerde Allah'ın kitabına zaten zıt olmaz.
Zira peygamber hevesinden konuşmaz. O'nun konuştuğu O'na vahyedilen (Kur'an dışında) bir vahiydir (Sağlam kaynaktan gelen bilgidir).
Hadis Kur'an'a uygun olduğunda veya zıt olmadığında itibar edilir.' Özetle şudur: Hadislerin Kur'an'a arzı ile ilgili rivayet sened itibariyle de Hz.
Peygamber'in (s.a.v.) bütün misyonunu ret anlamına gelir. Çünkü hadisler; bazen Kur'an'ın çok özlü olarak bahsettiği konuları açmak zorundadır.
Din başka türlü nasıl uygulanacak. Beş vakit namazı nereden bulacaksınız mesela?
Kaynakça: Süyuti, Miftah, 36; Acluni, Kesfü'l Hafa, 1, 89, 90, 91 Heysemi;
Mecmeuz Zevaid, 1, 170; İbn Hacer, Tehzib; Zehebi, Mizan, 5, 596; Şafii, er-Risale, 33;
Şatıbi, Muvafakat, 4, 19-20;
Kurtubi, Tefsir, 1, 33

NOT: Son derece teknik olan bu meseleyi bir gazete yazısına konu ettiğim ve dar alanda tarttığım için bağışlayın. Gazete sayfaları veya TV programları akademik mevzuların değinim alanı değildir. Ancak: Sünnet inkârcılarının bazen Hz. Peygamber'in (s.a.v.) bütün hadislerini ve aslında bizzat kendisini yok saymak için nasıl zayıf veya köksüz haberlere tevessül ettiklerini göstermesi açısından önemli gördüğüm için bu satırları buraya aldım. Bağışlayın.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA