Türkiye'nin en iyi haber sitesi
NİHAT HATİPOĞLU

Birbirimizi incitmeyelim İnsan isen bir canı incitme

Değer mi üç günlük dünyada kin, nefret, düşmanlık, kırgınlık. Hepimiz bu alemde misafir değil miyiz? Bir gurbet yolcusu değil miyiz? Hani üç kuşak öncesi deden, ninen, amcan, dayın. Geride ne bıraktılar. Dünyada bulduk kendimizi. Elimizden bir şey gelmiyor.
Dağların arasından akıp giden su gibi alemde yol alıp gitmiyor muyuz? Büyümem desen, büyüyorsun. İhtiyarlamam diyorsan ihtiyarlıyorsun.
Sana sorulmadan hem de.
İncitme. İncinsen de incitme. Kırılsan da kırma. Bırak, kendini kaybetmiş Kabil ruhluları.
Kabil mi, Habil mi olmak istersin desem, Kabil olayım mı dersin? Dersen, kendi öz torunundan bir gün sıkıntını çekersin. Kabil'i öz torunu, çocuğu öldürmedi mi?
Misafirsin. Çok meylediyorsun dünyaya.
Efkara dağılıp gidiyorsun. İleride ne efkar ne sen kalacaksın. Efkar dağılacak sonra bir sen kalacaksın.
Dünyanın vefası yok. Bir yol gibidir, bugün sana var, yarın kim bilir kime var. Ama sana kalmayacağı açık.
Felekte hasılı insan isen bir canı incitme Günahkar olma fahri alem-i zişanı incitme Affet. İhsan et. Rahmet et. Yardım et. Dilini tut, kalbini tut, gözün tut, kulağın tut.
Kötü olma. Kötülük yapma. Bunu yapan yeterince var. Kıran, döken, saldıran, azan, azdıran, çirkinleşen, bozan, yeterince var. Bari, sen öyle olma.
Ebu Cehil karakterli olacağına, Hz. Ebu Bekir karakterli ol. Bil ki insan cehennem narının meşalesini dünyasından götürür.
Ve ey bütün bu uyarılara rağmen İslam'a hor bakan kişi veya kişiler; bu kardeşçe uyarılarda size:
Bugün seni azdıran yarın seni görmezden gelecekler.
Mahşerde, bugünün sıkı fıkı dostlukları nefrete dönüşecek.
Kendini, vicdanını çok safi zannedip de, başkasını zift gibi görme.
Dine, peygambere, Kur'an'a, mukaddeslere, namaza, oruca sakın çirkin laf söyleme.
İnansan da, inanmasan da elin mahkum diriltilip cümlenden ötürü sorgulanacaksın. Hem de 'Sadece emrolunanı yapan' meleklerin elinde.
Ey dini, İslami olan her şeye çirkince bakan. Yol yakınken tövbe et. Pişmanlık duy.
Senden çok daha iyi laf yapan, azan, azdıran, batan, batıran şimdi mezarda sadece bir parça topraktır. Unutma.

Günahlar sizi ümitsiz kılmasın
Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun. (Ali İmran, 133) Yine onlar (müminler) çirkin bir iş yaptıkları, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler - ki Allah'tan başka günahları kim bağışlar- ve bile bile işledikleri günah üzerinde ısrar etmeyenlerdir.
(Ali İmran, 135) Kur'an-ı Kerim günahtan sonra tövbeyi emrediyor. Tövbe ümidin devam ettiğini gösteriyor.
Mümini işlediği günahı - günahı meşru saymadıkça- dinden çıkarmaz. Günahkar kılar.
Nisa Suresinin 48. ayeti şöyle der:
"Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bundan başkasını (günahları) dilediği kimse için bağışlar." O halde günahınızın farkına varın ve dönüş yapın. Ümidinizi yitirdiğiniz yerde, sonsuz rahmet bulacaksınız. Yeter ki tövbe kapısını çalmayı bilin. İçeriden buyur sözünü duyacaksınız.
Tövbeyi ertelemeyin.

Edeplendiren ayetler
Ey iman edenler! Allah'ın ve Peygamberinin önüne geçmeyin. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. (Hucurat, 1) Ey iman edenler! Seslerinizi, Peygamber'in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber'e yüksek sesle bağırmayın, yoksa siz farkına varmadan işledikleriniz boşa gider. (Hucurat, 2) Allah'ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar, Allah'ın, gönüllerini takvâ (Allah'a karşı gelmekten sakınma) konusunda sınadığı kimselerdir. Onlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. (Hucurat, 3) Allah, kendi katından bir lütuf ve nimet olarak böyle yaptı. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir (Hucurat, 6) Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer (Allah'ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. Çünkü Allah, âdaletli davrananları sever. (Hucurat, 9) Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin. (Hucurat, 10) Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir. (Hucurat, 11)
Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir. (Hucurat, 12) Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdâr olandır. (Hucurat, 13)

Kitap ehli sizi sevmeyecektir
İslam dini bizlere ilkeli davranmamızı emreder. Müslümanlar bu ilkeler doğrultusunda ehli kitapla (Yahudi ve Hıristiyanlarla) iyi münasebetler kurabilir. İkili ilişkiler ve antlaşmalar yapıp kendi gelecekleri için doğru adımlar atabilirler. Devletler arasındaki ilişkilerin çerçevesi bellidir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.) "Medine Anayasasını" hazırladığında Medine çevresindeki bazı müşrik grupları da içine alacak bir mukaveleyi işleme koydu. Yahudiler de bu tanımda yer aldılar. Hatta askeri harekatta bile (Medine savunması) işbirliğini kabul etti. Müslümanların menfaati neyi gerektirirse onu denemek her Müslümanın hakkıdır. Ancak bizim bütün iyi niyetimize, ilkeli davranmamıza rağmen karşı taraftan aynı samimiyeti çoğu kez görmeyeceğimiz ortada. Buna da pek şaşırmamak lazım. Kur'an-ı Kerim bunun sebebini bildiriyor. "Onların dinlerine uymadıkça Yahudiler ve Hıristiyanlar senden asla memnun olmazlar. De ki, gerçekten de Allah'ın hidayeti, hidayetin ta kendisidir. Sana vahiyle gelen bu kadar bilgiden sonra, kalkıp da onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, sana Allah'tan ne bir dost bulunur ne de bir yardımcı." (Bakara, 120) Bu ayeti kerime bize yola koyulurken tedbirli ve uyanık davranmamızı emrediyor. Aksi takdirde ileride haylice üzülebiliriz. Siz dilediğiniz kadar iyi niyetli olun, karşı taraf bağnazlığından vazgeçmeyecektir. Bu ayet ilişkileri yok etmeyi değil, akıllıca davranmayı emrediyor.

Yirmi yıllık namazı kaza etti
Büyüklerden birisi. İsmi lazım değil. Zira bazılarının ameli, güzel işleri isimlerinin önüne geçer.
Şöyle diyor: '20 yıl boyunca namazı hep ilk safta kılardım. Bir gün camiye geç kaldım. İkinci safta kaldım.
Bir an aklımdan şöyle bir duygu geçti: Bugün ikinci safa düştün. Baksana insanlar sana ne diyecekler.
Her gün birinci safta bugün ikinci safta kaldı. Sonra kendime geldim. Ben meğer gösteriş için birinci safa yerleşiyormuşum dedim ve tövbe ettim. 20 yıllık bütün namazları da kaza ettim.

En önemli farz
Hiç şüphe yok ki en önemli manevi farz nefsi terbiye etmektir. Bunu yapamayan kişi nefsini şeytana kaptırır.

SORU - CEVAP
Problemli bir evliliği sonlandırmak günah mı?

Yüce Allah'ın helal kılmasına rağmen en sevmediği şey boşanmadır. Onun için boşanma konusunda aceleci olmamak lazım. Problemi aşabilmek için sonuna kadar mücadele etmek gerekir. Ancak geçim imkânsız hale gelir ve boşanmadan başka yol kalmazsa bu durumda boşanmak caiz olur. Boşanmadan sonra da geride kalan eşin ve çocukların hukukunu ve hakkını gözetmek de şarttır.

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA