Türkiye'nin en iyi haber sitesi
NİHAT HATİPOĞLU

Allah’a din öğretmeyin

Din nedir? Din; yüce Yaratıcımızın seçtiği peygamberlere, insanlara iletsinler diye melek aracılığıyla gönderdiği bilgilerdir. Bu bilgiler içinde "neye, nasıl iman edileceği, hayatın ne olduğu, evrenin durumu, neyin kötü neyin iyi olduğu, hayatın nasıl yaşanacağı, Allah'ın ne istediği" gibi her alanda talimatlar, bilgiler, emirler, yasaklar yer alır. Hz. Âdem'e inen ilk emirlerden Hz. Muhammed'e (SAV) inen vahye kadar hemen hemen bütün ilahi talimatlar aynıdır. İman aynıdır, değişmez. İbadetler de ortak ibadetler olmakla beraber ayrıntıda farklılıklar vardır.
İşin özeti: Allah (CC) ne istiyorsa onu bildirir, iman eden kişi ise bunları uygular. Son vahiy bellidir. Hz. Muhammed (SAV) son Peygamber'dir. O'na inen dinin adı İslam'dır. O'na inen vahyin adı Kur'an'dır.
Kur'an'ın içinde eski peygamberlere ait bilgiler -kıssalar- var. Bunlar okunur ve ibret alınır. Kur'an'ın içinde ahiret âlemine dair bilgiler var. Bunlar okunur ve aynen iman edilir. Kur'an'ın içinde helaller listelenir. Okunur ve bilgilenilir.
Kur'an'ın içinde haramlar listelenir.
Okunur ve sakınılır. Kur'an'ın içinde ibadetler vardır. Okunur ve uygulanır.
İçki, kumar, zina, iftira, kul hakkını çiğnemek, yetim malını yemek, iffetli kadına iftira atmak, haram yoldan mülk edinmek, iffetsizlik ve benzeri olumsuzluklar kınanır, yasaklanır.
Bu yasaklara elden geldiğince uyulur.

İman kategorileri
İslam'ın bütün emirlerine iman edip bunlara uyana "mümin" denir.
İslam'ın bu emir ve yasaklarından birini inkâr eden, kabul etmeyen, gereksiz gören, çağdışı gören, reddeden ise "dinden çıkar". İslam'ın emir ve yasaklarını kabul etmekle beraber şu veya bu gerekçeyle uygulamayan ise "günahkâr" olur, dinden çıkmaz. İslam'ın emir ve yasaklarına içten inanmamakla beraber, dıştan inanıyor gibi görünen de "münafık" olur.
İkiyüzlüler (münafık) kategori olarak inançsızdan daha tehlikeli sayılmıştır. Çünkü inançsız kendi içinde tutarlıdır. En azından inanmıyorum diyor. Münafık ise düzenbazdır, yalancıdır. Yüze güler, arkadan kumpas kurar.

İslam tektir
İslam, dünyanın her yerinde İslam'dır. Tek olan Allah'a inancı emreder. Son Peygamber, Hz. Muhammed'dir der. İmanın şartlarını deklare etmiştir. Helalleri bellidir. Haramlar da bellidir. İbadetleri aşikârdır. Orucu, namazı, haccı, zekâtı, sadakası bellidir.
İçkiye, kumara, zinaya, vicdansızlığa, sahtekârlığa, kul hakkını yemeye, iftiraya, gıybete, faize, hırsızlığa, arsızlığa, hak yemeye, adaletsizliğe bakışı bellidir. Kısacası İslam, Kur'an-ı Kerim ile Hz. Muhammed'in hadisleri, sünnetleridir. İslam budur. Uygulanır veya uygulanmaz.
İslam Türkiye'de de, İran'da da, Suudi Arabistan'da da, Yemen de de budur. Sıraladığım bu temellerden biri yoksa, bu inanç İslam olamaz.
Onun için "Anadolu İslamı, Yemen İslamı, Mısır İslamı" doğru bir tanım değil. Herhangi bir ümmet veya millet veya cemaat, İslam'ı kendine uydurmuşsa onun adı "tahrifat ve tahribat" olur, İslam olmaz. İslam uydurulmaz, İslam'a uyulur. Ya kabul edilir ya da edilmez. Herhangi bir yerdeki yaygın İslam algısı belki söz konusu edilebilir. Ama bu bile İslam'ın tek İslam olduğu gerçeğini değiştirmez.

Müslüman kimdir?
"Hangi Müslüman veya Müslümanlık" derseniz bu biraz konuşulabilir. Zira burada insan unsuru devreye girer. Kişinin İslam'a ne kadar uyup uyumadığı söz konusu olur. İslam orada duruyor. Ama kişi oradan tam alır veya alamayabilir.
Kişi, içki içer, zina eder, kumar oynar ama "Bütün bunları işlemek günah, ben de günahkârım, keşke yapmasaydım" deyip bunu meşru görmez, savunmaz, hak görmezse bu adam elbette Müslüman'dır, ama günahkâr Müslüman'dır. Arzu edilir ki tövbe etsin.
Fakat bu saydığım olumsuzlukları yapar, kul hak yer, hırsızlık, arsızlık, vicdansızlık zalimlik yapar, küfreder, işine gelmeyen dini emri tartışır, dinin emrini dinlemez, ne Kur'an'a ne de Hz.
Peygambere saygısı olmaz, kutsal tanımaz, haramı fütursuzca işler ve sonra da "Ben de Müslümanım, ne var bunda" derse işte o adam Müslüman değildir.
Kur'an'ın veya sahih hadislerin muhkem (kesin)) bir hükmünü inkâr ederse kimliğinde bir değil, bin defa İslam yazsa o kişi Müslüman değildir.
Bu bütün itikat âlimlerinin, Maturi'den Eş'ariye'ye bütün kelamcıların ittifak ettikleri bir husustur. Hiç kimse bu hale düşmez inşallah.
Kısaca, gelin yeni bir din uydurmayalım. Dinimizi kendimize benzetmeyelim. Keyfimize göre din şablonu çizmeyelim. Dini insan indirmedi, Allah indirdi. Ve O (CC) ne indirdiyse ona uyalım. Yapabildiğimiz kadar dine uyalım. Onu kendimize, nefsimize, akli hezeyanlara merdiven yapmayalım. Samimi olalım. "Allah'a din öğretmeye kalkışmayalım." (Hucurat/16, Yunus/18)

***


'PEYGAMBERİMİZ VEFAT EDİNCE SIRTINDAKİ MÜHÜR KAYBOLDU' DENİYOR, DOĞRU MUDUR?
Hz. Peygamber'in sırtında, iki kürek kemiği arasında bir mühür (Peygamberlik beni) vardı. Hz. Peygamber vefat ettiğinde -ki yüzü o anda çok güzel ve duru idiöylesine temiz ve diri gibiydi ki bazıları "O sadece bayılmış" dediler. Orada bulunanlardan Esma Hatun, elini Hz. Peygamber'in iki omzunun arasına koyup mührü aradı. Mührün kaldırıldığını, oradan silindiğini gördü. Bazı kitaplarda böyle bir rivayet vardır. (Beyhaki, İbn Said, Tabakatı Kübra). Bilindiği gibi bütün peygamberlerde böyle bir mühür bulunurdu. Elbette bu peygamberlik alametlerinden sadece biriydi. Peygamberliğin en büyük işareti, vahyin gelmesidir. Hz. Muhammed'den (SAV) sonra da peygamberlik sona ermiştir. Başka peygamber gelmeyecektir.
Araç gereç ve malzeme zekâta tabi mi?
Bir sanat erbabının (marangoz, elektrikçi, makine üretim merkezi, çivi üretim atölyesi gibi) sanat ve mesleğinin icrası için gerekli olan araç gereç ve makine gibi malzemeler, mesleğin icrası için lazım olduğundan zekâta tabi değildir. Bu makine ve edevatın zekâtı yoktur. Ancak ticaret için üretilen veya alınıp satılan araç gereçler ticaret malı sayıldığından zekâta tabidir. Mesela, çivi yapan makine zekâta tabi değildir. Ama üretip istif ettiği ve sattığı çivi zekâta tabidir. Başkası için ürettiği çivinin ise kazanç-satış bedeline zekât düşer.
İşadamıyım, zekâtımı taksitle vermek istiyorum. Olur mu?
Önemli olan husus kişiye tahakkuk eden zekâtı vermesidir. Bunu bir defada yapabileceği gibi taksitle de yapabilir. Sakıncası yoktur.

SENİ NEREDE ARAYAYIM?
Enes bin Malik (RA) der ki: Ben Hz. Peygamber'e kıyamet günü bana şefaat etmesini istedim. O (SAV) bana, "Evet, sana şefaat ederim" buyurdu. Ben bunun üzerine, "Seni o gün nerede arayayım?" diye sordum. Bana şöyle cevap verdi: "Beni ilk arayacağın yer Sırat köprüsüdür." Ben dedim ki: "Ya seni Sırat üzerinde bulamazsam?" "O zaman beni mizanda (terazide) ara" dedi. "Ya sana orada da ulaşamazsam?" diye sordum. O şöyle buyurdu: "O zaman Kevser havuzunda beni ara. Çünkü beni mutlaka bu üç yerden birinde bulacaksın." (Tirmizi, Kıyame/9)

BİR UYARI
Efendimiz şöyle buyurdu: "Kim bir Müslüman'ın veya kardeşinin malını almak için yalan yere yemin ederse, Allah'ın gazabına uğramış olarak huzuruna varacaktır." Efendimiz (SAV) bunu söyledikten sonra Kur'an'dan şu ayeti okudu: "Onlar ki, sözlerini ve yeminlerini (yalan yere yemin ederek) az bir ücret karşılığında satarlar. Onlara ahirette kurtuluş yoktur." (Ali İmran/77)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA