NAZLI ILICAK

Arınç, Yenilikçilerin önderiydi

Hükûmet değişiklikleri gündeme getirilirken, Bülent Arınç ismi öne çıkıyor. Arınç'ın, Meclis Başkanı olduğu dönemden kalan bazı hatıralar, bir kesimde, onun, "radikal" görüşlere sahip olduğu izlenimini yaratmıştı. Ben şahsen bu düşünceye hiç katılmıyorum. Çünkü Bülent Arınç'ı, eşini ve ailesini yakından tanıyorum. Eğer radikalden kasıt, laik cumhuriyeti yıkmak ise, böyle bir durum bahis konusu değil.
1979'da "İran'da İslâm devrimi" gerçekleştiğinde, Türkiye'de de, bunun bir yansıması olmuştu. O tarihlerde, "Acaba, ülkemizde böyle bir gelişme yaşanır mı, yaşansa iyi olur" şeklinde eğilimler de belirmişti. Milli Görüş çizgisindekilerin, bir dönem bu hayale kapılmış olması da mümkün. Ama köprülerin altından çok sular aktı. 1970'lerin Maocuları liberal ve demokrat oldu. Bülent Arınç da, elbette aynı noktada kalmadı. Aslında, Fazilet içinde yenilikçi hareketi başlatan kişilerin önde gelenlerinden biri Bülent Arınç'tı. 1999 seçimlerinden önce yaşanan "Küskünler hareketi", bir avuç Fazilet Partili'nin, artık Erbakan ile yolların ayrılması gereğine inandırmıştı. Neydi küskünler hareketi? Meclis, seçim kararı almıştı. Seçime gitmek isteyenler arasında Fazilet Partisi yönetimi de vardı. Ama bir anda Erbakan'ın telkiniyle tavır değişti. İddiaya göre, seçimlerin ertelenmesi karşılığında, yasa ve anayasa değişikliğiyle Erbakan'ın yasağının kalkabileceğine dair söz verilmişti. O tarihte Bülent Arınç, bir avuç arkadaşına, "Nasip olur da yeniden seçilirsek, daha ilkeli davranmalıyız" dedi. Seçimleri takiben, Fazilet Partisi'nin dışarıdan, Balgat'tan yönetilmesi de, kendilerini "Yenilikçi" diye adlandıran grubu rahatsız etti. Bülent Arınç, yenilikçi hareketin liderliğini üstlenmek yerine, Abdullah Gül'ü ön plana çıkardı. İstanbul Belediye Başkanı Tayyip Erdoğan'la dirsek teması muhafaza ediliyordu.
Peki değişimin ve yenilikçiliğin önünü çeken Arınç, neden daha sonra "radikal" damgasını yedi? Hatırlayalım: Tartışma, "Eşi başörtülü olan biri Meclis Başkanlığı'na gelir mi?" sorusuyla başladı. Arınç, Meclis Başkanı seçildikten sonra da, eşinin katıldığı törenlere, hatta katılmadığı törenlere dahi askerler iştirak etmedi. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'i havaalanından geçirmesi bile, Münevver Hanım'ı yanına aldığı için "suç" sayıldı. Halbuki Bülent Arınç, "Protokolden sorduk öğrendik, Sayın Cumhurbaşkanı eşiyle seyahate çıktığı için, biz de karı-koca kendisini yolcu ettik" diyordu. Bugünkü bilgilerimizin ışığı altında, düne baktığımızda, bu olayların yoğun biçimde gündeme gelmesinde, Türkiye'deki darbe yapılanmasının önemli bir tesiri olabileceğini görüyoruz. Aynı girişimlere, Abdullah Gül Çankaya'ya çıkmadan önce de şahit olmadık mı?
BİZE ULAŞIN