NAZLI ILICAK

Genelkurmay yalanlıyor ama???

Genelkurmay Harekât Dairesi'nin bir biriminde hazırlandığı ileri sürülen "İrtica ile Mücadele Eylem Planı"nın doğru olup olmadığı araştırılıyor. Daha önce, Genelkurmay bünyesindeki araştırmalarla ilgili olumsuz tecrübelerimiz var. Tabii, o tarihte bugünkü kurmay heyeti iş başında değildi.
"Batı Çalışma Grubu" isimli belgenin ortaya çıktığı 28 Şubat günlerini hatırlayınız. Onbaşı Kadir Sarumsak, casusluktan yargılanmış, İstihbarat Daire Başkanvekili Bülent Orakoğlu, Tansu Çiller tarafından yurtdışına gönderilerek canını kurtarmış (!), daha sonra, o da suça azmettirmek gibi iddialarla tutuklanmıştı. Mamafih sonunda hepsi beraat ettiler. Batı Çalışma Grubu belgesi bir fişleme talimatıydı. Yerel yönetimlerden, merkezi yönetime kadar çok sayıda kurumun, birçok sivil toplum örgütü ve basın mensubunun siyasi eğilimlerinin tespit edilmesi isteniyordu. Önde gelen herkes okuduğu gazeteden sosyal davranışlara kadar dikkatle izleniyordu. Altında Deniz Kuvvetleri Komutanı Ora. Güven Erkaya'nın imzası vardı. Ben şahsen, böyle bir belge hazırladığı için, hiçbir askerin cezaya çarptırıldığını hatırlayamıyorum.
Gelelim son belgede imzası bulunan Dursun Çiçek'e. Çiçek'in, 2006 tarihli bir Andıç'ı da kaleme aldığı ortaya çıkmıştı. (Taraf – 7 Nisan 2008) Söz konusu Andıç'ta, ABD, AB ve Musevilerin Soros Vakfı'nın, bazı sivil toplum örgütlerine, rejimi değiştirmek ve ülkeyi bölmek için yardım ettiği belirtiliyordu. 73 sayfadan oluşan bu rapora göre, dışarıdan destek alarak Türkiye aleyhinde çalıştığı iddia edilen kurumlar şunlardı: TOBB, TÜSİAD, Adalet, Dışişleri, ve Eğitim Bakanlıkları, TESEV, Arı Hareketi, Sabancı Üniversitesi, Bilgi Üniversitesi, Liberal Düşünce Topluluğu, ENKA Okulları, Robert Kolej, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı. Bu andıç, Genelkurmay Başkanlığı Bilgi Destek Birimi tarafından hazırlanmıştı. Sözde araştırıldı, soruşturuldu; hiçbir sonuç çıkmadı.
Bu gibi faaliyetler, askerin görev alanı içinde mi mütalâa ediliyor, bunu da bilemiyorum. Bu ne biçim psikolojidir ki, kendisini, sürekli "Kurtuluş Mücadelesi" şartlarında ve "ihanet çemberi" içinde hissediyor!
Yukarıda kısmen anlatmaya çalıştığım gibi, öyle olaylar yaşandı, birçok şeyin üzeri öylesine örtüldü ki, güvenimiz sarsıldı. Hatta gizlemeye dahi lüzum görmeden, eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt çıkıp, "27 Nisan muhtırasını ben kaleme aldım" diyebildi... Dolayısıyla, ele geçen son belge hakkında da, bütün açıklamalara rağmen kuvvetli şüphelerim devam ediyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN