NAZLI ILICAK

İranlı kadınlar... Ha gayret!

İran'da seçim oldu ama tartışma devam ediyor. Çünkü demokrasi, sadece seçim demek değil. Bir kere seçimlerin adli denetim altında cereyan etmesi, denetimi yapan adli mekanizmanın da güvenilir olması gerekiyor. Dolayısıyla hâkim bağımsızlığının sağlanması da önemli. "Hile yapıldı" lâfları ortalarda dolaşıyor. Mutlaka yapılmıştır. Devrim Muhafızlarının, Ahlâk Polisi'nin bulunduğu bir memlekette, kolay kolay özgürlüklere geçit verilir mi? Böyle bir değişimi sağlamak için, sadece sandıkta oy kullanmak yeterli değil. Bu yüzden, hürriyet isteyen, oylarının takipçisi olan İranlıları kutluyorum. Özellikle ön saflarda mücadele eden İranlı kadınları.
İran, çok büyük bir medeniyetin takipçisi: Fars Medeniyeti. Doğrusu, böyle baskı altında yaşamak onlara yakışmıyor. İran'daki hileli seçimi ve olumsuz gelişmeleri, "Bak bu öyle bir rejim ki, bir kere içine girerseniz, çıkamazsınız" diye Türkiye'ye örnek gösterenlere de bir çift sözümüz var: İran, İslâmi cumhuriyete, Şah diktasından sonra geçti. O dönemde, İran'daki muhalefet, Şah'a karşı bütünleşmişti. Bir diktatör devrildi, onun yerini, gene otoriter bir rejim aldı. Türkiye'de ise, laik cumhuriyet ve demokrasi kurumsallaştı. Çok sesli bir medyamız ve özgürlüğün farkında olan çeşitli sivil toplum örgütlerimiz mevcut. Tabii, siyasi partilerimiz de...
İran'da, başta Musavi'nin eşi Zehra Rahnavard olmak üzere, yeşil devrimin önünü kadınların çektiğini görüyoruz. Çünkü İslâmi cumhuriyetin en büyük mağdurları onlar. Sonuç ne olursa olsun, bu mücadele, ülkelerinin demokrasi tarihine parlak harflerle yazılacaktır. Hedefe varamasalar dahi, hedefe yaklaşacaklar, kendilerinden sonra gelecek yeni bir mücadelenin de, bu şekilde, önünü açmış olacaklardır.
BİZE ULAŞIN