TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
NAZLI ILICAK

Aklımı kurcalayan sorular

Fethullah Gülen, 8 Nisan 2009'da, www.herkul.org sitesine bir açıklama yaparak, "terör olaylarının ve 28 Şubat döneminde ortaya çıkan irticai faaliyetlerin, meşru idarelere müdahaleye zemin hazırlama amacını güttüğünü" söylemişti. Geçmişe yönelik bu tesbitlerle yetinmemiş, bir uyarıda bulunmuştu: "...Yarın tahşiye diye bir şey icat edebilirler, Allah korusun. Kitap okuyan Müslümanların içine sokmaya çalışabilirler. Kitapların sahibi zatın posterlerini evlerine asabilirler. Bizden görünen kişilerin ellerine de kaleşnikofları verirler. İki yerde eylem yaptırıp, 'Demek ki, fırsat bulunca bunlar da silâha sarılabilir' derler. Çuvaldızı bile olmayan insanlara, terörist damgası vurmak isteyebilirler.
Samimi müminleri terörist gibi göstermeye çalışan odaklar, yeni bir irtica yaygarası koparabilir."
O tarihte, "Fethullah Hoca boşa konuşmaz; mutlaka birtakım gelişmelerden haberdardır" diye düşünmüştüm.
8 Haziran'da (Gülen'in konuşmasından iki ay sonra), avukat Serdar Öztürk'ün bürosundan çıkan "İrtica ile Mücadele Eylem Planı", onun, haberini verdiği gelişmeleri teyit eder nitelikteydi.
Bu durumda, "Belgeyi Fethullahçılar hazırladı" iddiaları da çökmüş olmuyor mu? Öyle ya, cemaati hedef gösteren bir belgeyi kendileri fabrike etseler, neden iki ay öncesinden kamuoyuna yansıtsınlar?
Peki nasıl Gülen haberdar olabildi? Onun bildiğini acaba İlker Başbuğ veya Tayyip Erdoğan bilmiyor muydu? Gülen bildiklerini Genelkurmay Başkanı ve Başbakan'a iletmemiş midir? İletmiş olsaydı, Eylem Planı, hem Genelkurmay'da, hem de AK Parti'de sürpriz gibi karşılanır mıydı?
Kafam iyice karıştı. Her soru, beraberinde başka bir soruyu getiriyor. Bakalım, önümüzdeki hafta ne gibi gelişmelere şahit olacağız.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN