BİR hafta tatil yapayım Bodrum'da; nasıl olsa temmuz ayı durgun geçer diye düşündüm. Ne mümkün! Neler oldu neler... Gelişmeleri, beyanat almak maksadıyla bana bağlanan kanallardan öğreniyordum. O stres dolu haftayı, deniz kenarında atlattığım için kendimi şanslı sayıyorum.
Söz Bodrum'dan açılmışken, birkaç satırla bahsedeyim: İstanbullular yazlık evlerine ancak gelmeye başlamış; turistler de öyle. Bu yüzden Türkbükü pek canlı değildi. Her yaz olduğu gibi, Fidel restorana uğradım; çalan o güzel müzikten kendime özel iki CD yaptırdım. Ship A Hoy'a ise, gelinim Meyra'nın CD'sini verdim. İçindeki parçaların pek çoğu, bu lokantanın müdavimlerini memnun edecek tarzda. Gölköy'e de gittim. Bodrum'un bu şirin beldesi, Türkbükü'ne göre daha nezih. Zira oradaki restoranların müşterisi, Gölköy'de ikamet eden kişiler. Bu yıl da, birçok lokanta sinek avlarken, Reyhan Ana'nınki (Reana) dolup taşıyor. Kaliteli hizmet, ucuz fiyat... işte krizi aşmanın yolu.
Bodrum, kimisi için eğlence, kimisi için de kafa dinleme, tabiat ve denizle iç içe yaşama fırsatı sunuyor. Ben ikinci kategoriye dahilim. Denize ve güneşe doyduğumu söyleyemem ama, tatile doydum ve okurlarımdan daha fazla uzakta kalmaya sabredemedim. Bugünden itibaren, gene her gün birlikteyiz.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN