NAZLI ILICAK

Sivil yargı ve askeri vesayet

Anayasanın 145. maddesi, askeri mahallerde işlenen her türlü suça, Askeri Mahkeme'de bakılacağını söylüyor. Zaten tartışma buradan çıkıyor. Yoksa maddede yer alan askerlik hizmeti ve göreviyle ilgili işlenen suçlarda, Askeri Mahkemelerin yetkili olmasına kimse ses çıkarmıyor.
İster askeri mahalde, ister sivil mahalde olsun, psikolojik harekât ya da darbe hazırlığının muhatabı sivillerdir. Böyle bir suç, askeri mahalde başlasa bile, askeri mahalde bitmez. Sözgelimi, AB Uyum Yasalarını yavaşlatmak amacıyla, Hakkâri'de peş peşe bombalar atılması ve olayların PKK'nın üzerine yıkılması, askeri bir mahalde kurgulanmış olabilir. Ama neticede, zarar gören onlarca sivil vatandaş oldu. Zaten, bu madde yüzünden sürekli ihtilâf doğuyor. Meselâ, Şemdinli olayında, suç, askeri mahalde işlenmemişti; askerlik hizmet ve göreviyle ilgili değildi; bir asker aleyhine işlenmemişti; görevle ilgili olmadığı için askeri suç sayılmazdı ama Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararını bozarken, Askeri Mahkeme'yi yetkili kıldı. Konu Askeri Mahkeme'ye intikal edince de, Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 39 yıla mahkûm ettiği kişiler, tutuksuz yargılanmak bir yana, hâlâ görevlerinin başındalar. Ayrıca, en azından, sıralı amirler de şüpheli kapsamına alınmalıydı. Ama orada da bir ilerleme gerçekleşmedi.
Komutanlarımız, sivil yargıya güvenmedikleri için, bir ihbar mektubu üzerine gözaltına alınma ihtimalinden endişe edebilir. Peki, ama bizler, "Darbe hazırlığı yok" teminatını veren askeri mercilere güvenebilir miyiz? Batı Çalışma Grubu, Andıç belgesi, 27 Nisan e-muhtırası, Özden Örnek günlükleri... Hangisinde Askeri Savcılık harekete geçip, faillerini yargıladı? Bunlar ortaya çıkanlar. Yapılan gizli toplantılar, alınan "hizmete özel" kararlar, yazılan eylem planları, hangi biri için sorumlular hesap verdi? Askerin sivil mahkemede yargılanması, vesayet rejiminin sona ermesine büyük ölçüde katkı sağlayacaktır.
BİZE ULAŞIN