NAZLI ILICAK

Livaneli tartışması

"Hükûmet neden Zülfü Livaneli'yi desteklemedi?" sorusuna Dışişleri'nden cevap geldi: "Livaneli aday olmadı ki!"
Livaneli ile konuştuk; konunun farklı boyutları var. Livaneli diyor ki: "Kimse kendiliğinden çıkıp, bir uluslararası kuruluşun adayı olmaz. Onu, ülkesi aday gösterir."
Aslında Livaneli doğrudan hükûmeti suçlamıyor. Sadece, hatalı bir değerlendirme sonucunda, Türkiye'nin büyük bir şansı kaçırdığını söylüyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde temsil edilebilmek için ne kadar büyük çaba sarf ettiğimiz, başta destek vermediğimiz Rasmussen'le NATO Genel Sekreter yardımcılığını almak amacıyla kıyasıya pazarlık yaptığımız hatırlanırsa, kaçırılan fırsat daha iyi ortaya çıkar. Bir Türk, özel bir gayrete gerek kalmadan, ABD ve Batı ülkelerinin çoğunun desteğiyle bugün UNESCO Genel Direktörlüğü koltuğunda oturuyor olacaktı.
Evet, sıra bir Arap ülkesindeydi ve Mısır'ın eski Kültür Bakanı Faruk Hüsnü kuvvetli bir adaydı. Ama, "İsrail kitaplarını gerekirse yakarım" şeklindeki bir cümlesi onun başını yakmıştı. UNESCO'nun ilkeleriyle bağdaşmadığı için, çok sayıda ülke desteğini çekmiş ve onun karşısında bir aday aramaya başlamıştı. Başta ABD Dışişleri Müsteşarlığı olmak üzere, çeşitli kurumlar Ankara'ya Livaneli'yi aday göstersin diye müracaat ettiler. Türk yetkililer, "Sıra bir Arap'ta" düşüncesiyle, bu teklifi geri çevirdi. Zülfü Livaneli'nin gönlünü almayı da ihmal etmediler.
Keşke, "İsrail lobisi, Mısırlı Faruk Hüsnü'ye karşı aday çıkartıyor" endişesini bertaraf edip, Livaneli'ye destek verilseydi. UNESCO'da bir Türk sanatçının başkanlık yapması hoş olmaz mıydı?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN