NAZLI ILICAK

Medyada kadın

Siz bu satırları okuduğunuzda, yerel medya seminerine katılmak üzere Manisa'da olacağım ve "Medyada Kadın" başlıklı bir konuşma yapacağım. Doğrusu böyle bir teklif alana kadar, medyada kadının durumunu incelemek hiç aklıma gelmemişti. Özellikle ilk bakışta, basın ve yayın kuruluşlarında çok sayıda hemcinsimi gördüğüm için, bir ayırımcılığın mevcut olabileceğini de düşünmemiştim. Seminere katılma teklifi, kıramayacağım bir kişiden, Bülent Arınç'tan geldi. Üstelik, Manisa'yı ve Manisalıları da çok severim.
Biraz okuyunca gördüm ki, medyada da kadınlar mağdur ediliyor. Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü'nün yaptığı bir araştırmayı inceledim. Radyo ve televizyonda, ücretli çalışan kadınların sayısı 4 bin 998 iken, erkeklerinki 9 bin 851. Üstelik, kadınlar daha ziyade bölgesel ve yerel yayın kurumlarında istihdam ediliyor. Ulusal yayınlarda ise, kadın oranı bir hayli düşüyor. Bu dağılımın doğal bir sonucu olarak, yönetici pozisyonunda olan kadınlar da erkeklerden çok daha az.
Yukarıda adı geçen kuruluş, gazete ve dergileri de incelemiş. Yazılı medyada da, genel yayın müdürü (yayın yönetmeni ya da yayın koordinatörü) pozisyonundaki kadın oranının çok düşük olduğu ortaya çıkıyor. 2 bin 300 dolaylarında erkek genel yayın yönetmeni bulunmasına mukabil, sadece 500 kadın bu konumda. Daha alt kadrolara indikçe, kadınların sayısı artıyor.
Okurlarımı rakama boğmadan, Medya İzleme Grubu'nun (MEDİZ) "Medyada cinsiyetçiliğe son" kampanyası kapsamında çıkardığı bir kitaptan da alıntı yapmak isterim: "Medyada yöneticilerin yüzde 15'i kadın, yüzde 85'i erkek; köşe yazarlarının yüzde 12'si kadın, yüzde 88'i erkek; televizyonlarda, siyasi tartışma programlarına katılanlardan yüzde 11'i kadın, yüzde 89'u erkek; buna mukabil, arka sayfa güzellerinin yüzde 100'ü kadın, yüzde 0'ı erkek."
MEDİZ, esprili bir biçimde kadının medyada cinsel obje olarak kullanılmasını eleştirmiş.
Kadınların, giderek, erkeklere göre daha alt seviyelerde dahi olsa istihdam edildiklerini görüyoruz. Bir rakam da, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün UNESCO toplantısında yaptığı konuşmadan verelim: "Kadınlar, akademik dünyada yüzde 40, sağlıkta yüzde 54, hukuk alanında yüzde 33 ve diplomasi sahasında yüzde 27 oranında temsil ediliyorlar."
Bence sorun, kadının istihdam edilmesinden ziyade, hangi kadroda vazife yaptığıyla ilgili. Meselâ bürokrasiye göz atalım. Kaç tane kadın müsteşar ya da vali var? Peki siyaset alanında? Partilerin teşkilâtında kaç kadın il ve ilçe başkanlığını yürütüyor? Ya da kaç kadın bakana sahibiz?
Bir çağrı ile yazımı noktalayayım: Siyasi partiler, Demokratik Toplum Partisi'ni örnek alsınlar. Her il ve ilçenin teşkilâtında kadına bir kontenjan ayırsınlar. Bunun yanı sıra, milletvekilliği seçimlerinde, yüzde 25 kontenjan uygulamasına geçsinler. Pozitif ayırımcılık yapılmadan, kadın, hak ettiği yere gelemez. Bir kere eşitlik sağlansın, daha sonra pozitif ayırımcılıktan vazgeçilir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN