NAZLI ILICAK

Manisa yolculuğu

Manisa deyince, Sümer Oral'ı, Ekrem Pakdemirli'yi, bir de Bülent Arınç'ı hatırlarım. 1986'da, ara seçim için Sümer Oral ve Ekrem Pakdemirli ile köy ve kasabaları gezmiştim. Manisa'nın sıcağını yiye yiye, biraz serinlemek için kafamdan aşağıya içme sularını boca ederek. Pakdemirli seçimlere katılmadan önce, Hazine Müsteşarı'ydı ve işadamları randevu için kapısında sıra beklerdi. Manisa'da, köylünün kapısını çalıp oy istediğini görünce, "İşte demokrasinin fazileti" diye düşünmüştüm. Siyasette, "kimse şah değil, padişah değil"... En azından seçim zamanında.

***

Bu defa Manisa'ya, Bülent Arınç'la geldim. Şöyle bir düşündüm: Arınç'ı tanıyalı 10 yıl olmuş. Ben Fazilet Partisi milletvekiliyken, yenilikçi hareketin liderlerindendi.
Siyasetin stresini yaşarken Arınç'ın yüzü pek gülmez ama aslında bana göre neşeli ve keyifli bir insandır. Manisa'ya giderken de keyfi yerindeydi; ne de olsa "memleketini" görecekti. Lâtife yapmaya, İzmir havaalanında başladı. İzmir AK Parti İl Başkanı Ömür Kabak, 1992'de, DYP ile siyasete adım atmıştı. Birkaç yıl içinde, "Bu partide hayat yok" gerekçesiyle ayrılmıştı.
Arınç ona takıldı: "Keşke biraz sabretseydin. Bak Hüsamettin Cindoruk geldi; artık hayat var!!!"
Gülümsemeler üzerine, konuşmasını sürdürdü: "Cindoruk, Yaşar Nuri Öztürk'ü de alıyormuş. Bir de Yaşar Okuyan'ı alsalar, onlardan iyice çekinmemiz gerekecek."
Ben de lâtifeye iştirak ettim: "Kambersiz düğün olmaz, Sabih Kanadoğlu'nu unutmayınız."
Şakalaşma ve neşeli hava, Manisa'da, Organize Sanayi Bölgesi'nin lokalinde verilen yemekte de devam etti. Biri Bülent Arınç'a hitap ederken "Sayın başbakanım..." diye seslendi. Ama ardından hemen düzeltme yaptı: "Sayın Başbakan yardımcısı"
Bir, iki, üç... her defasında, önce, "Başbakan" hitabı, ardından "Başbakan yardımcısı" sıfatı gelince Arınç bir hikâye anlattı:
- Meclis Başkanıyken, Fatih Yıldırım diye 75 santimetre boyunda bir genci istihdam etmiştim. Çok şık giyinirdi; iki dirhem bir çekirdekti. Bir gün sohbet ediyoruz, ben arkadaşlara, "Huyu huyuna, boyu boyuna uygun bir kız arıyoruz Fatih için" deyiverdim. İtiraz etti: "Huyu huyuna tamam da, boy meselesini karıştırma..." dedi. Meğer 1.70 boyunda bir kız arıyormuş kendisine.
Bülent Arınç lâfı nereye bağlayacak derken, gene Başbakanlık meselesine geldi ve dedi ki: "Önce Başbakanım diyorsunuz; bu çok iyi. Başbakan yardımcısı demeye gerek var mı?"
Tabii bu bir lâtifeydi ve hepimiz birlikte güldük. Ama Manisa'da, "Bülent Arınç Başbakan olabilir mi?" diye soranlar az değil. Nitekim cumartesi sabahı, Manisalı İşadamları ve Sanayiciler Derneği (MASİAD) üyeleri ile birlikte sabah kahvaltısındaydım. Bana, 2012'de Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanlığına aday olursa, nasıl bir siyasi gelişme beklentisi içinde olduğumu, Bülent Arınç'ın başbakan olma ihtimalinin bulunup bulunmadığını sordular. Abdullah Gül milletvekili olmadığı için, başbakanlık koltuğuna oturamayacağına göre... Bülent Arınç, "Her ikiniz de başbakan oldunuz, benim sıram geldi" diyemez mi? Bu soru ile yazımı noktalıyorum.

***
Organize Sanayi'deki yemekten sonra, Bülent Arınç, beni, Manisa'ya gelen herkesin uğrak yeri olan Ayn-i Ali'ye götürdü. Ali, Hoca Ahmet Yesevi'nin dervişlerindenmiş. Hem bölge, hem de çay içilen yer bu adı taşıyor. Bir gün uğrarsanız, çeşitli otlardan yapılan "Sultan çayı"nı içmeyi ihmal etmeyiniz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN