NAZLI ILICAK NAZLI ILICAK

Beddua tutunca...

Küçük kasabanın birinde, caminin tam karşısına bir adam genelev inşa etmiş. İmam ve cemaat itiraz etmişler. Ama hukuken ellerinden bir şey gelmediği için, beddua edip durmuşlar. İnşaat ilerlemiş, açılışa birkaç gün kala, yıldırım düşmüş ve genelev yerle bir olmuş. Genelev sahibi, cami imamını ve cemaati savcılığa şikâyet etmiş: "Bunlar bana beddua ettiler, yıldırım bu yüzden düştü" demiş. İmam ile cemaat ise, "Hiç bedduadan dolayı yıldırım düşer mi?" diye itiraz ediyormuş. Her iki taraftan belgeleri alan savcı, kara kara düşünmeye başlamış: "Ortada tuhaf bir durum var. Taraflardan biri, duanın ya da bedduanın gücüne inanan bir genelev sahibi; diğeri ise, duanın gücüne kesinlikle inanmayan imam ve cemaati."

***

Menfaat uğruna doğruların eğilip büküldüğü bir dünyada yaşıyoruz. İnançlı olmayan, "dindar" gibi gözükebiliyor, eğer bir çıkarı varsa. Kimi sözde dindar ise, gerektiğinde inancını inkâr edebiliyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.