Erdal İnönü'nün Genel Başkanlığı'nı yaptığı SHP, HEP'lileri parlamentoya sokmuştu. (1991) Demirel Başbakan'dı. SHP ve DYP Koalisyonu, yurt sathında önemli bir uzlaşma yaratmıştı. Özal, cumhurbaşkanıydı. Çankaya, Abdullah Öcalan ile dolaylı ilişkiler sürdürüyordu. 13 Mart 1993'te, Talabani, Özal, Demirel ve İnönü'ye bir mektup göndererek, Öcalan'ın "Terörizmi araç olarak kullanmayacağız, TBMM'yi tanıyoruz. Kürt sorunu Meclis'te çözülmelidir" dediğini ve bu konuda bir basın açıklaması yapacağını iletmişti. Nitekim 15 Mart'ta Öcalan basın açıklaması yaptı: "PKK'yı meşru bir siyasi partiye dönüştürmek niyetindeyiz. Güneydoğu'ya silâhsız olarak dönüp, siyaset yapmak istiyorum" dedi. İçişleri Bakanı İsmet Sezgin cevap verdi: "Elimizin tersiyle de itmiyoruz; aman ne iyi yaptın da demiyoruz." Demirel ise, "Devlet kin tutmaz, intikamcı değildir" diye konuştu. Özal, 13 Nisan günü PKK'ya af formülünü ilân etti: Eylemlere katılmayanlar, silâhlarını bırakıp normal hayatlarına dönecekler, eyleme katılanların da, zaman içinde, seçme seçilme dahil, vatandaşlık hakkından yararlandırılması sağlanacak.
İşte tam da bu yumuşa ortamı içinde, 1993'ün 24 Mayıs'ında, birliğine giden 33 eri taşıyan otobüs PKK'nın silâhlı baskınına uğradı. Bu saldırıyı Şemdin Sakık'ın Öcalan'dan habersiz, tek başına gerçekleştirdiği rivayet edildi. Tabii açılım, yumuşama sona erdi. Gene silâhlar konuşmaya başladı. 33 er olayı, arkasında yığınla soru işareti bıraktı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.