NAZLI ILICAK

İddiayı Topbaş kazandı

Muhsin Ertuğrul sahnesi, "İntiharın Genel Provası" oyunuyla perde açtı. Dün, devlet erkânıyla birlikte, ben de açılıştaydım. Önden, çay, zeytin, peynir, simit... Ufak bir ikram yapıldı; ardından, içeriye girildi.
Malûm protokol konuşmaları... Bu konuşmalarda, hem sitem, hem de bir iddianın gerçekleşmesinden duyulan haz ve memnuniyet izleri vardı.
"Yıkamazsın", "Yıkarım..."
"Yıkarsan, tiyatro binası yapmayacaksın..." "Yapacağım, hem de, mevcuttan daha iyisini, daha modernini..."
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın, önceden haberini verdiği gibi, protestoları da sergileyen belgesel gösterildi. Topbaş'ın konuşmasında sarf ettiği bir cümle, yaşadıklarına tanıktı; Yunus Emre'den alıntı yaptı: "Cümleler doğrudur sen doğruysan. / Doğruluk bulunmaz sen eğriysen."
Topbaş, lâfını ortaya koydu; alınan üzerine alsın diye.
Ve Tayyip Erdoğan... O da, kendisinin "tiyatro düşmanı" gibi gösterilmiş olmasından şikâyetçiydi. "Bizi tiyatro düşmanı ilân ettiler. Türkiye genelinde tiyatroları kaldıracağımızı söylediler. 'Tiyatroları yıkıp cami yapacaklar' iftirasını attılar" diye yakındı. Sonra sözü Atatürk Kültür Merkezi'ne getirdi: "Bu binanın yerine -arkadaki alanlarla birleştirip- Taksim'e yakışacak bir eser yapalım dedik. Bırakmadılar! Yargı, 'Olmaz' diyor. Neden olmasın? Bize kan kusturuyorlar kan..." Başbakan kan kusup, kızılcık şerbeti demiyor. Yaşadıklarından duyduğu ızdırabı belli ediyor. İftiraları içine sindiremediği isyanından belli: "Kan kusturuyorlar kan..."
Belki yıkım kararının doğurduğu tartışma sebebiyle, şehir tiyatrosu sanatçıları hariç, pek fazla sanatçı yoktu diyebilirim. Sadece, Tekin Akmansoy'u, Ayla Algan'ı, Haldun Dormen'i, Kenan Işık'ı, Dilek Türker'i gördüm. Böyle gösterişli ve çağdaş bir eserin açılışında gözlerim Gülriz Sururi'yi, Emre Kınay'ı, Ali Poyrazoğlu'nu, Metin-Nevra Serezli'yi, Cihan Ünal'ı, Yıldız Kenter'i, Haluk Bilginer'i, Oya Başar'ı, Levent Kırca'yı aradı. Belki bu sanatçıların pek çoğu yıkıma karşı çıkmıştı ama keşke, iddialarının doğru olmadığını gözleriyle görseler, hatta, yanlış beyanlarından dolayı özür dileselerdi.

***

İntiharın Genel Provası, ezilenlerin dünyasından, ezenleri anlatıyor. Bir soru soruyor: "Neden kurt ot yemez?" Ve cevabını veriyor: "Koyunlar ot yer. Biz koyunuz... Bizim sırtımızdan onlar semirir, zenginleşir." Felsefesi ve mesajı olan bir kara mizah.
BİZE ULAŞIN